Ana Sayfa arrow Sevgili Peygamberim arrow Akabe
Akabe PDF Yazdır E-posta

Şâhbâz-i evc-i kurb-ârâ habib-i Kibriyâ

Bülbül-i gülzâr-ı ve ednâ habib-i Kibriyâ

 

Câm-e mevvâc-ı her âyet neşvenin mestânesi

Feyzâb-ı sâgar-i ma'nâ habib-i Kibriyâ

 

Âlem-i feyz-i Hüdânın sâkin-i meyhânesi

Pâdişâh-ı hüsnde vâlâ habib-i Kibriyâ

 

Zerredir aşkında şekl-i müstedir-i nüh-kubâb

Âfıtâb-ı nûr-i şer'efza habib-i Kibriyâ

 

ImageSuku Ukaz Panayırı Günleri. Mekke ve çevresi Hac ve alış-veriş için köylerden, komşu şehirlerden gelenlerle dolu.

Resulullah, her sene bu günlerde Mekke dışına çıkarak misafir kabilelere İslamiyeti anlatıyor.

Bisetin, kendisine Peygamberlik mes'uliyetinin tevdi edilmesinin onbirinci senesinde de öyle yapıyor.

Sevgili Peygamberimiz, kabile ve kalabalıklar arasında gezerek tebliğe müsait insanlar arıyor.

Burası Akabe.

Şu altı kişi insaf ehli olabilir.

Efendimizin nurlu dikkatleri bu altı yabancı üzerinde...

Es'ad bin Zürare, Râfi bin Malik, Avf bin Haris, Kutbe bin âmir, Ukbe bin âmir, Cabir bin Abdullah bin Riyab, Medine şehrinde.

Evet, bunlar Medineli ve Hazreç kabilesinden. Hazreçlilerin Haşimoğulları ile hısımlıkları da mevcut.

Resulullah soruyor:

-Siz kimlerdensiniz?

Yabancılar sualin sebebini bilmiyorlar ama "Bu nur yüzlü insan, bir hikmetle sormalı" diye düşünerek merakla cevap veriyorlar:

-Biz Hazreç kabilesindeniz; Medineli...

Sevgili Peygamberimizin aydınlık yüzü daha bir güzelleşti. Mütebessim dudaklarının aralığından inci dişlerini ışıltısı farkediliyor.

-demek Hazreçli. O halde uzaktan da olsa hısımız. Dedem Abdülmuttalibin annesi Selma Hatun'un mensup olduğu Neccaroğulları da sizin kabilenin bir şubesidir.

-A, evet doğru.

Beklediği yumuşaklığı bulan Allah Resulü:

-Lütfen şöyle buyurunuz. Oturalım. Sizle azcık sohbet etmek isterim...

Son Resul, muhatablarına evvela bir miktar Kur'an-ı Kerim okudu... Adamlar başları önlerinde dinliyor. Bu güzel yüzlü insan kim; şu okunan ne? Kur'an bitince bakışları bir birinin yüzünde. Çarpıcı kelimeler meraklarını son hududuna kadar kamçılamasına rağmen bir şey de soramıyorlar:

-Ben Peygamberim, dedi Resulullah. En son Peygamberim. İsmim Muhammed. Benden sonra bir daha Peygamber gelmeyecek. Kendisinden başka ilah olmayan Allahü teâlâ beni islam dinini yaymak için Resul olarak vazifelendirdi... Bana iman edenler olduğu gibi düşmanlık edenlerde var. Sizin diyeceklerimi kabul ederek cehennemden kurtulmanızı ve hidayete ererek cennet ehli olmanızı beklerim.

Medineliler, düşüncelere daldılar... Yoksa komşusu yahudilerin her darda kalışta: "Siz durun hak Peygamberin gelmesi yakındır. O, bir ortaya çıksın; biz kendisine tabi olarak sizinle o zaman hesaplaşacağız" dedikleri Nebi bu muydu?

Evet buydu yahudilerin kastettiği büyük insan; işte hemen yanıbaşlarındaydı.

......

Medine'de iki kabile vardı Hazreç ve Evs. Bir de yahudiler yaşıyor.

Bu iki kabile aslında iki kardeşten türedikleri halde birbirleri ile sürekli çekişme içinde oldukları gibi ayrıca yahudilerle de geçinmiyorlardı... Bu yüzden yahudiler, ne zaman zor durumda kalsa Hak Peygamberi beklediklerini o gelir gelmez kendisine iman ederek Hazreç ve Evs kabileleri ile döğüşecekleri tehdinini savuruyorlardı...

Peygamberimiz, Hazreçli bu altı kişiyi İslamiyete çağırınca akıllarına hemen yahudilerin sözleri geldi ve kendi kendilerine:

-Aman Son Peygambere tabi olma şansını düşmanımız o musevilere kaptırmayalım, diye fısıldaşarak Habibullah'a döndüler:

-Nasıl Müslüman olacağız, ne diyeceğiz.

Ne diyeceklerini Efendimiz öğretti ve O'nun öğrettiği gibi derhal imana geldiler. Allah'ın Resulü çok memnun. Altı kişinin aynı anda iman lezzetini tatması az şey değil. Helel bu altı müminin Medine'den olması hadiseyi daha çok kıymetlendiriyor.

Medineli altı mümin, radıyallahü anhüm ecmain, yüce Allah'a hamd Resulullah'a teşekkür ve birbirlerini tebrik ettiler... Bu ne büyük şanstı böyle? Şu kadar bin insan arasından devlet kuşu hem de Peygamber eliyle onların başına konuyordu.

Sevgili Peygamberimiz soruyorlar:

-İslamiyeti Medinelilere teklif için şehrinize gelsem bana sahip çıkar ve yardımcı olur musunuz?

-ah ya Resulallah! Sana nasıl köle olmayız? Ama malumaliniz olduğu veçhile bizim iki kabile arasında eskiden beri süre gelen kanlı kavgalar var. Lütfen önümüzdeki haç mevsimine kadar müsaade ediniz. Biz zaten İslamiyeti Medine'de yaymak için var gücümüzle çalışacağız.

Bunları söyleyen edebinden terlemişti. Kolay değil Peygamber huzurunda konuşuyor. Ve ikinci Hazreçli devam etti:

-Evet ya Resulallah! Allah yardımı ve zatıâlinizin duası bereketiyle var gücümüzle çalışacağız. Bakarsınız ve inşallah Evs'lilerden de mümin olanlar çokar.

Sözü üçüncü mümin aldı:

-Ve böylece o manasız didişme de bitmeye yüz tutar. İnşallah gelecek mevsimde Evs'lilerle birlikte yüksek huzurunuza geleceğiz.

Altı Sahabi, Medine'ye nur meş'aleleri gibi girdiler. İslamiyeti kapı kapı yayıyorlar. Medineliler, Mekke'nin aksine islam dinine rağbet ediyor.

Ertesi Hac mevsimi oldu.

Peygamberliğin onikinci yılı.

Cilt6Res03.jpg (18990 bytes)

Altı Sahabi, Medine'ye nur meş'aleleri gibi girdiler. İslamiyeti kapı kapı yayıyorlar. Medineliler, Mekke'nin aksine islam dinine rağbet ediyor.

Ertesi Hac mevsimi oldu.

Peygamberliğin onikinci yılı.

Bu defa Akabe'de ikisi Evc'li, onu Hazreç'li olmak üzere oniki Medine'li, Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem'in huzurundalar...

Sevgili Peygamberimiz, İslamiyetin iman şartlarından başka kendilerine yaşama şekli olarak da şu kuralları şart ve teklif ediyorlar...

1-Şir/Allah'a ortak koşmak,

2-Zina,

3-Hırsızlık,

4-İftira,

5-Kız veya erkek evlad öldürmek,

6-Allah ve Peygamberin emirlerine itaatsizlik yasaktır...

Medineli müminler şartları gönülden kabul ve Allah Resulüne biat ettiler... peygamberimiz Mekke'ye, oniki Müslüman Medine'ye döndüler.

İslamiyet Medine'de çok güzel intişar ediyor.

Medine'li müminler, liderleri Es'ad bin Zurare radıyallahü anh'ın öncülüğünde bütün güçleri ile dinimizin yayılması için uğraşıyorlar... Bu arada haklı bir ihtiyaç doğdu. Çoğalan müminlere dinimizi öğretecek bir öğretim üyesi lüzumu. İki kabile, Resul aleyhisselama müşterek imza ile bir dilekçe göndererek maruzatlarını arz ettiler.

Ana-babasının çağdaş ilimlerle donatarak gözleri gibi sakındıkları; ancak mümin olunca aynı ana-babadan büyük kötülük gören Mus'ab bin Umeyr radıyallahü anh tensip buyuruldu.

Mus'ab radıyallahü anh'ın geldiği günlerde Medine'de mümin sayısı kırkı gösteriyor. Ne ilginçtir ki aynı esrarlı sayı Mekke için de vardı... Ama Medine, Hazreti Mus'ab'ın da gelmesi ile atağa kalkmıştır.

Medineli müminler şehrin dışında bile olsa Cuma namazı da kılabiliyorlar. Ancakİslam dininin Medine-i Münevvere'de alabildiğine yayılmasına iki kişi mani. Evs kabilesinin reisi Sa'd ibni Mu'az ile yine reislerden Üsseyid ibni Hudayr. Halbuki bu Sa'd aynı zamanda müminlerin lideri Es'adla teyze çocuğu. Beni Zufer evlerinden birindeyiz.

mus'ab bin Umeyr müminlerle sohbet etmekte. Es'ad radıyallahü anh da orada... Herkes ağzından bal akan bu mübarek insanı kendinden geçmiş halde dinliyor. Âniden içeriye biri daldı. Üsseyid ibni Hudayr! Kaba ve çirkin bir geliş.. Ama Cenab-ı Hak bu kalabalığı nezakete, çirkinliği güzelliğe tebdil edemez mi? Ona ne şüphe..

Üsseyid ayakta ve mağrur. Acaba bu gururun sebebi elindeki yatağan mı, yoksa bir reis olması mı? Tepeden ve küçümseyerek soruyor:

-Nedir bu hal? Bir takım zayıf insanları başınıza toplamış nutuk çekiyor; onları yoldan çıkarıyorsunuz?

Mus'ab, o kibar ve zarif sahabi hiç kızmadı; sanki bir şeycik olmamış, sanki bir tehdit altında değil de kırk yıllık bir dostla karşılaşmış gibi, sakin, yumuşak, meni...

-Öfkelenmeyin lütfen. Şöyle oturun ve bizi dinleyin. Gayemizi anlamaya çalışın. İnsaf ve vicdana aykırı bir söz duyarsanız ne derseniz yeridir. Bakın şimdi bir mikdar Kur'an-ı Kerim okuyacağım.

Ve Mus'as radıyallahü anh, kelamı kadimden okumaya başladı.. Ayetler ilerledikçe o eli silahlı sert adam, yavaş yavaş eriyor. Dıştaki o sert kabuk eridikçe de sanki alttan hakiki şahsiyet ortaya çıkıyor..

-Bu dine nasıl girilir?

Kur'an-ı Kerim'in mücizesi bereki ve Hazreti Mus'ab'ın sabır ve yumuşaklığı ile çok mühim bir mani bertaraf ediliyordu. Bu güzel din Üsseyid'e de mübarek olsun. Ama birine daha! Sa'd ibni Muaz... Evs'in reisi... Üsseyid İslamla şereflenince:

-Size Sa'd ibni Muaz'ı göndereceğim. Şayet o da son dinin mensupları arasına girerse bu şehirde herkes Resulullah'a tabi olur, dedi ve din kardeşlerine veda ederek gitti.

O heyheyli geliş neredeydi? O gelişin mânâsı yıkıldı, kırıldı, devrildi, tuz-buz oldu. Şimdi aynı adam, alçak gönüllü ama soylu bir tavırla geri gidiyor.

......

Sa'd de odaya şiddetle ve nezakete aykırı şekilde girdi ama müminler O'nu da yanı tevazu ve sabırla karşıladılar. Mus'ab, Sa'd de yanı cevabı verdi ve O'na da Kur'an okudu. Daha Kur'an okunurken Sa'd'in kalben imana geldiği yüzünün nurlanmasından belli oluyordu... Tilavet bitince Kelime-i Şehadet getirerek mümin oldu ve doğruca aşireti Abdül Eşhel'e gitti:

-Ey Abdül Eşheloğulları beni nasıl bilirsiniz?

-Sen bizim büyüğümüz ve en iyimizsin!

-Öyleyse Muhammed aleyhisselama inanacak ve müslüman olacaksınız. Aksi halde hiç birinizle konuşmam bunu böylece bilin.

-Sen dedikten sonra biz nasıl sözünden çıkarız? Madem ki müslüman olmamızı istiyorsun işte biz de İslam dinine intisap ediyoruz.

Gerçekten Abdül Eşheloğullarının bütün erkek ve kadınları bir tek fireyle müslüman oldular. Zaten temiz bir sülale olan bu aşiretten hiç münafık çıkmamıştır.

Şimdilik imanla şereflenemeyen İsram lakaplı Amr bin Sabit.

Bi'set'in onüçüncü yıl haccında Mus'ab bin Umeyr yetmişüç erkek ve iki hanım müslüman ile birlikte Mekke,i Mükerreme'ye İki Cihan Güneşi'ni ziyarete gittiler...yine Akabedeler.

...Gelenler Sevgili Peygamberimizi Medine'ye davet ediyorlar. Medine'de nerede ise Müslüman olmayan ev kalmamıştır.

Haber ve davet Allah Resulünü fevkalade sevindirdi...

Ama ne gariptir...

Bağrandan çıktığı Mekke, küfürde inat ederken Medine O'na kollarını uzatıyor.

Resulullah, sallallahü aleyhi ve sellem, "Şu şartlyarla bana biat ederseniz davetinize icabet ederim" buyurdular:

1-Kendinizi, çocuklarınızı, kadınlarınızı tehlikelerden sakındığınız gibi Allah Resulünü de düşmandan koruyacaksınız.

2-Allah Resulünün uğruna icabederse arap olana da olmayana da silah çekeceksiniz.

3-Allah'ın emir ve yasaklarını / emr-i maruf ve nehyi anilmünker'i tebliğ etmekten vazgeçmeyeceksiniz.

Bir müslümanın bir canı değil bin canı olsa hepsi hepsi Resulullah'a feda olsun. O'nun istek ve iradesine şeksiz, şüphesiz, tereddütsüz "evet", binlerce, milyonlarca kere evet...

Medineli müslümanlar, Sevgili Peygamberimizin mübarek ellerine sarılarak:

-Evet, dediler. Canımız uğruna feda olsun ey Allah'ın Habibi. Buyurduklarına ve buyuracaklarına evet!..

Ah Mekke!

Ah Kureyş!

Ah kadir kıymet bilmez diyar!

Artık gurbetleşme başladığının farkında mısın?

Ana yurdu, ata yurdu bir şehir gurbetleşirken İslam yurdu bir belde vatanlaşmakta...

Merhaba yeni vatan.

Merhaba Hicret'i bekleyen Medine...

 
< Önceki   Sonraki >