Ana Sayfa arrow Diğer Nakiller arrow Kıymetsiz Yazılar Kitâbın'dan
Kıymetsiz Yazılar Kitâbın'dan PDF Yazdır E-posta

(Kıymetsiz Yazılar) kitâbının birinci kısmı, imâm-ı Rabbânî Müceddid-i elf-i sânî Ahmed Fârûkînin “rahmetullahi aleyh”, ikinci kısmı, mahdûm-i mükerremi, urvet-ül vüskâ Muhammed Ma’sûm-i Fârûkî “rahmetullahi aleyh” hazretlerinin (MEKTÛBÂT) ismindeki fârisî kitâblarının türkçe tercemelerinden intihâb olunan çok kıymetli cümlelerdir. Bu türkçe tercemeler Müstekîmzâde Süleymân Sa’deddîn efendi tarafından yazılmış ve 1277 [m. 1861] senesinde İstanbulda basılmışdır. Her iki kitâb üç cilddir. Bu altı cildden, kimyâ yüksek mühendisi emekli albay Hüseyn Hilmi Işık tarafından seçilen cümleler elif-ba sırası ile dizilmiş, her cümlenin sonuna alındığı cildin ve mektûbun sıra numaraları yazılmışdır. Bunları seyyid Abdülhakîm Arvâsî efendiye “rahmetullahi aleyh” okumuş, dikkat ile dinledikden sonra, çok takdîr edip, (Fevkal’âde gayret sarf ederek hâzırladığın bu nâdîde eserin ismi (Kıymetsiz Yazılar) olsun, bunun kıymetine karşılık olabilecek birşey bulunabilir mi) demişdir. Bu Kıymetsiz Yazılar, 1344 [m. 1936] senesinde Kâsımpâşalı hattat Safî beğ tarafından, islâm harfleri ile yazılarak, basdırılmışdır. 1997 senesinde, Hakîkat Kitâbevi tarafından latin harflerine çevrilerek tekrâr basılmışdır. İmâm-ı Rabbânî 1034 [m. 1624], Muhammed Ma’sûm 1079 [m. 1668] da Hindistânın Serhend şehrinde ve Müstekîmzâde 1142 [m. 1729] de İstanbulda ve Abdülhakîm efendi 1362 [m. 1943] de Ankarada, Hüseyn Hilmi Işık 1422 [m. 2001] de İstanbulda vefât etmişlerdir. “rahmetullahi teâlâ aleyhim ecma’în”.


•    Âdem aleyhisselâm su ile toprak arasında iken, Resûlullah ilm-i ilâhîde Peygamber idi. 1/56 [Müjdeci Mektûblar: 73.]
•    Ebû Bekrin “radıyallahü anh” îmânı, ümmetin îmânı ile ölçülse, ziyâdedir [ağır gelir], hadîs-i şerîfindeki ziyâdelik, îmânın parlaması ve nûru i’tibâriyledir. Fazlalık, kâmil sıfata âiddir. 1/256 [Müjdeci Mektûblar: 358.]
•    Ebû Bekrden Fârûkun inhitâtı, Resûlullahdan Ebû Bekrin inhitâtından ziyâdedir. [Ömer “radıyallahü anh”ın Ebû Bekr “radıyallahü anh”dan farkı, Ebû Bekrin “radıyallahü anh” Resûlullahdan “sallallahü aleyhi ve sellem” farkından dahâ fazladır.] 1/251 [Müjdeci Mektûblar: 346.]
•    Ebû Bekr “radıyallahü anh” hakkında, Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdular ki: “Ömerin tekmil hasenâtı, Ebû Bekrin bir hasenesidir.” 1/251 [Müjdeci Mektûblar: 346.]
•    Ebû Bekr “radıyallahü anh” hakkında, Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdular ki: “Hak teâlânın bana ihsân eylediği, esrârın temâmını, Sıddîkın kalbine dökdüm.” 1/251. [Müjdeci Mektûblar: 346.]
•    Ebû Bekr “radıyallahü anh” isti’dât [kâbiliyyet] ve taklîdleri vâsıtasıyle, Resûlullahı “sallallahü aleyhi ve sellem” derhâl tasdîk eyledi. 1/107 [Müjdeci Mektûblar: 155.]
•    Ebû Bekr “radıyallahü anh”, Resûlullahın sehvini, kendi sevâbından dahâ iyi bilip, onun sehvini taleb buyurup; (Yâ leyteni sehve Muhammedin “sallallahü aleyhi ve sellem”, keşki Muhammed aleyhisselâmın bir sehvi olsaydım) buyurmuşdur. 1/305 [Müjdeci Mektûblar: 578.]
•    Ebû Hüreyre “radıyallahü anh” buyurmuşdur ki, “Resûlullahdan iki ilm edindim ki, birini beyân eyledim [açıkladım]. Diğerini âşikâre eylesem [açığa çıkarsam] öldürülürüm. O ilm, ilm-i esrârdır ki, herkesin idrâki ona yetişemez.” 1/267 [Müjdeci Mektûblar: 440.]
•    İctihâd, Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” zemânında da mevcûd idi. 2/96 [Se’âdet-i Ebediyye: 505.]
•    İcmâ-ı ümmet, Eshâb-ı kirâm zemânına âiddir. 2/23 [Se’âdet-i Ebediyye: 775.]
•    “İzâ ra’eyte lî tâliben fe-kün lehü hâdimen” hadîs-i kudsî. [Bana tâlib olan, beni isteyen birini gördüğün zemân, ona hizmetci ol!] 3/16 [Se’âdet- Ebediyye: 102.]
•    Üserâ-i Bedrin [Bedr esîrlerinin] katline Fârûk “radıyallahü anh” hükm etmişdi. [Esîrler bırakdırıldıkdan sonra] Vahy, Fârûkun “radıyallahü anh” re’yine muvâfık geldi. 2/36 [Eshâb-ı Kirâm: 221.]
•    Eshâb ve tâbi’în-i kirâm, mücerred [yalnız] sohbet ile, nihâyetsiz kemâlâta vâsıl oldular. 1/21
•    Eshâb-ı kirâm, Peygamberin muhabbeti uğruna, mal ve nefslerini fedâ eylediler. Makâm ve mevkı’lerini terk eylediler. 2/96 [Se’âdet-i Ebediyye: 505.]
• Eshâbın nefsleri, Peygamberimizin sohbetinde hevâ ve hevesden temizlendi. Sîneleri düşmânlık ve kinden pâk ve müberra oldu. 2/96 [Se’âdet-i Ebediyye: 505.]
• Eshâb-ı kirâmın cümlesi âdildirler. Rivâyetde, teblîg-i ahkâmda [teblîg edilen ahkâmda] cümlesi birdir. Birinin rivâyeti, diğerinin rivâyeti üzerine meziyyet sâhibi değildir. 3/23. [Hak Sözün Vesîkaları: 265.]
• Eshâb-ı kirâmın, Mekkenin fethinden evvel ve sonra, infâk ve mukatele eden cümlesi, Cennet ile müjdelenmişdir. 2/96 [Se’âdet-i Ebediyye: 505.]
• “Eshâbın bir müd arpa sadakasına verilen sevâba, sâirleri Uhud dağı kadar mal verseler vâsıl olamazlar.” Hadîs-i şerîf. 2/99 [Se’âdet-i Ebediyye: 515.]
• Eshâb-ı kirâmın üsûl-i dinde ihtilâfı yokdur. [Îmânda ihtilâfları yokdur.] Var ise fürû’dadır. 1/80. [Müjdeci Mektûblar: 116.]
• Eshâb-ı kirâmın üstünlüğü. 1/313. [Müjdeci Mektûblar: 596.]
• Eshâb-ı kirâm, vahy ile bildirilmeyen husûslarda, o Servere muhâlefet etmişlerdir. Bu ihtilâf, Fa’tebirû (Kıyas yapınız) emrine imtisâle binâ’endir. Zîrâ müctehidin ahkâm-ı ictihâdiyyede, sâirin reyini taklîdi menhîdir [yasakdır]. 2/96 [Se’âdet-i Ebediyye: 505.]
• Eshâb-ı kirâm birbirleriyle devâmlı, tam bir muhabbet üzeredir. 3/23 [Hak Sözün Vesîkaları: 265.]
• Eshâb-ı kirâmın birini dahî kötülemek, dîni kötülemek olur. 1/80. [Müjdeci Mektûblar: 116.]
• Eshâb-ı kirâm arasındaki fitnenin menşe’i, Osmân “radıyallahü anh”ın katli, Talha ve Zübeyr “radıyallahü anhüm”dan kısasın taleb olunmasıdır. Zîrâ, Medîneden, önce onlar çıkıp, kısasın yapılması için gelmişlerdir. 1/251. [Müjdeci Mektûblar: 354.]
• Eshâb-ı kirâm arasında hilâfet, rağbet edilen ve istenilen değildi ki, kin sebebi olsun. 2/96 [Se’âdet-i Ebediyye: 505.]
• Eshâb-ı kirâma buğz edip, düşman olmakdan ictinâb [çok çekinmek] lâzımdır ki, o buğz hakîkatde Resûlullah sallallahü aleyhi ve selleme buğz olur ki, (Onlara buğz eden, bana buğz etmiş gibidir) buyurmuşlardır. Eshâb-ı kirâma olan ta’zîm ve hurmet, aslında o Hayr-ül-beşere olmuş olur. Ve ta’zîm göstermemek de böyledir. (Onun Eshâbına, hürmet göstermiyen, Resûlullaha îmân etmemişdir.) 3/109
• Eshâbdan Emîr kerremallahü vecheh ile muhârebe edenler, hatâ üzere idi. Hak tarafı Emîrde idi. Fekat ictihâd hatâsı olduğundan, bir derece sevâba nâildirler. 2/36. [Eshâb-ı Kirâm: 221.]
• Eshâb arasında tafdîl-i şeyhayn [Ebû Bekr ve Ömer radıyallahü anhümâyü üstün tutmak] ve muhabbet-i hutanayn [Osmân ve Alî radıyallahü anhümâya muhabbet] ehl-i sünnet alâmetidir. 1/266 [Müjdeci Mektûblar: 399.]
• “Eshâb-ı kirâmdan sonra, efdâl olan tâbi’în asrı, sonra tebe’-i tâbi’în asrıdır.” Hadîs-i şerîf. 1/209 [Müjdeci Mektûblar: 267.]
• Eshâb-ı kirâm, Kur’ân-ı kerîmi ve ahkâm-ı islâmiyyeyi teblîg edenlerdir. 3/23 [Hak Sözün Vesîkaları: 265.]
• El mer’u me’a men ehabbe. (Kişi sevdiği ile berâberdir) hadîs-i nebevîdir. Berâberlik, gerçekden sevenin (sâdık dostun) nasîbidir, hadîs-i şerîfi nice hicran içinde olanların tesellîsidir. 2/36 [Eshâb-ı Kirâm: 221.]
• İmâm-ı Şâfi’î buyuruyorlar ki, Ebû Bekr-i Sıddîkın efdaliyyetine sahâbe-i kirâm ittifak etmişlerdir. 1/59. [Müjdeci Mektûblar: 76.]
• Ümmet-i Muhammed, bütün ümmetlerden önce Cennete girecekdir. 1/249. [Müjdeci Mektûblar: 344.]
• Ümmet-i Muhammed, hayrül-ümemdir. [Ümmetlerin en hayrlısıdır.] 3/23. [Hak Sözün Vesîkaları: 265.]
 

 
< Önceki   Sonraki >