Ana Sayfa arrow Eshâb-ı Kirâm arrow Kıymetli Sözler
Kıymetli Sözler PDF Yazdır E-posta

Otuzdokuzuncu Menâkıb: (Münebbihât) kitâbından terceme olunmImageuşdur. [Bu kitâbı İbni Hacer Askalânî yazmışdır.] O haberleri ve sözleri beyân ederken, evvelâ Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretlerinin hadîs-i şerîflerini nakl eder. Sonra Çihâr yâr-i güzînin o hadîs-i şerîfe muvâfık tertîbi ile her birinden bir eser (söz) nakl eder.

İki maddeli kıymetli sözler: Rivâyet olunmuş ki, Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretleri bir hadîs-i şerîfde buyurdular ki: (İki haslet [özellik] vardır ki, o ikisinden efdal birşey yokdur. Allahü tebâreke ve teâlâ hazretlerine îmân getirmek. Müslimânlara fâideli olmak.) Ebû Bekr “radıyallahü teâlâ anh” hazretlerinden rivâyet olunmuşdur: (Bir kimsenin azıksız kabre girmesi, gemisiz denize girmesi gibidir.) Ömer “radıyallahü teâlâ anh” hazretleri buyurdu ki: (Dünyânın izzeti mal iledir. Âhıretin izzeti amel iledir.) Osmân “radıyallahü teâlâ anh” hazretleri buyurdu ki: (Dünyâ gammı kalbe zulmetdir. Âhıret gammı kalbe nûrdur.) Alî “radıyallahü teâlâ anh” hazretleri buyurdu ki: (Bir kimse ilm talebinde olsa, Cennet de onu taleb eder. Bir kimse ma’siyyet talebinde olsa, nâr [Cehennem] da onu taleb eder.)

Üç maddeli kıymetli sözler:
Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretleri buyurdular ki: (Bir kimse geçim darlığından şikâyetci olduğu hâlde sabâha çıksa, Rabbinden şikâyet etmiş gibi olur. Bir kimse dünyâ işi için üzülerek [mahzûn olduğu hâlde] sabâha çıksa, Allahü teâlâyı darıltmış olarak sabâhlamış olur. Bir kimse tevâdu’ etse bir zengine zenginliğinden ötürü, dîninin üçde ikisi gider.) Ebû Bekr “radıyallahü teâlâ anh” hazretleri buyurdu ki: (Üç şeye üç şey ile ulaşılmaz. Zenginliğe arzû ile erişilmez. Yiğitliğe boya ile [süslenmekle] erişilmez. Sıhhate devâlar [ilâclar] ile erişilmez.) Ömer “radıyallahü teâlâ anh” hazretleri buyurdu ki: (İnsanlar ile güzel geçinmek aklın yarısıdır. Güzel süâl sormak ilmin yarısıdır. Güzel tedbîr ma’îşetin yarısıdır.) Osmân “radıyallahü teâlâ anh” hazretleri buyurdu ki: (Bir kimse dünyâyı terk etse, Allahü tebâreke ve teâlâ hazretleri o kimseyi sever. Bir kimse günâhları terk etse, melekler o kimseyi sever. Bir kimse, başka insanlardan tama’ı kesse, insanlar onu sever.) Alî “radıyallahü teâlâ anh” hazretleri buyurdu ki: (Dünyâ ni’metlerinden ni’met olmak cihetinden, islâm sana kifâyet eder. Dünyâ meşgûliyyetinden sana ibâdet etmek, meşgûl olmak cihetinden kifâyet eder. İbret almak cihetinden ölüm sana kifâyet eder.)

Dört maddeli kıymetli sözler:
Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretleri Ebû Zer “radıyallahü teâlâ anh” hazretlerine buyurdular ki: (Yâ Ebâ Zer! Gemiyi yenile. Muhakkak ki, deryâ derindir. Azık al, zîrâ yolculuk uzundur. Yükünü hafîf et. Zîrâ geçilmesi zor geçitler var. Amelini hâlis eyle. Zîrâ; hâlisi-bozuğu ayıran Basîrdir.) Yine Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” buyurdular ki: (Yıldızlar gök ehli için emândır. Ne zemân ki yıldızlar gök ehlinin üzerine dökülür; kazâ nâzil olur. Benim eshâbım da ümmetim üzerine emândır. Ne vakt eshâbım zâil olursa, ümmetim üzerine kazâ nâzil olur. Eshâbım üzerine de ben emânım. Ben gitdim, eshâbım üzerine kazâ nâzil olur. Dağlar yer ehli için emândır. Ne zemân ki dağlar yer üzerinden gitdi. Yer ehli üzerine kazâ nâzil oldu.)

Ebû Bekr “radıyallahü teâlâ anh” buyurdu ki: (Dört şey vardır ki, dört şey ile temâm olur. Nemâz, secde-i sehv ile temâm olur. Oruc sadaka-ı fıtr ile temâm olur. Hac fidye ile temâm olur. Îmân cihâd ile temâm olur.) Ömer “radıyallahü teâlâ anh” hazretleri buyurdu ki: (Deryâlar dörtdür: Allahü teâlâ hazretlerinin rahmeti, günâhlar için deryâdır. Nefs, şehvetler için deryâdır. Ölüm, ömrler için deryâdır. Kabr, nedâmetler [pişmânlıklar] için deryâdır.) Osmân “radıyallahü teâlâ anh” hazretleri buyurdu ki: (Dört şey vardır ki, zâhirleri fazîletdir. Ve bâtınları farzdır. Kur’ân-ı azîm-üş-şânın tilâveti fazîletdir. Onunla amel farzdır. İnsanlara ihsân etmek fazîletdir. Hasımları birbirinden râzı etdirmek farzdır. Sâlihler ile berâber bulunmak fazîletdir. Yapdıklarına uymak farzdır. Hastaları sormak fazîletdir. Vasıyyetlerini kabûl etmek farzdır.) Alî “radıyallahü teâlâ anh” hazretleri buyurdu ki: (Bir kimse Cennete müştak olsa [Cenneti arzû etse], hayrlı işlere koşar. Bir kimse ateşden [Cehennemden] korksa, şehvetlerinden kendini men’ eder. Bir kimse ölümü yakın bilse, dünyâ lezzetlerinden sakınır. Bir kimse dünyâyı bilse [tanısa], musîbetler ona hor olur [musîbetlerin te’sîrinde kalmaz].)

Beş maddeli kıymetli sözler:
Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretleri, bir hadîs-i şerîfde buyurdular ki: (Her kim beş nesneyi hakîr ve hor görse, beş nesneden mahrûm olur. Bir kimse ulemâyı hakîr görse, dinden mahrûm olur ve dînine ziyân eder. Bir kimse ümerâyı [âmirleri] hakîr görse, dünyâdan mahrûm olur. Bir kimse akrabâsına istihfâf etse [hafîf görse], mürüvvetden mahrûm olur. Bir kimse kendi ehline istihfâf etse [aşağı görse], ma’îşetden mahrûm olur. Bir kimse komşularına istihfâf etse [aşağı görse], menfe’atlerinden mahrûm olur.) Yine Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretleri, bir hadîs-i şerîfde, buyurdular ki: (Muhakkak Allahü tebâreke ve teâlâ hazretleri bir kimseye beş şeyi hâzırlamadan beş şeyi vermez. Bir kimseye, ni’metini artdırmasını hâzırlamadıkça şükr vermez. Kabûl etmeği hâzırlamadıkça düâ vermez. Afv etmeği hâzırlamadıkça istigfâr vermez. Kabûl edeceğini hâzırlamadıkça tevbe vermez. Karşılığını hâzırlamadan sadaka verdirmez.)

Ebû Bekr “radıyallahü teâlâ anh” hazretlerinden mervîdir, buyurdular ki, (Beş zulmetin beş ışığı vardır. Dünyâ zulmetdir. Işığı, tâatdır. Günâh zulmetdir. Işığı tevbedir. Kabr zulmetdir. Işığı, Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullahdır. Âhıret karanlıkdır. Bunun ışığı, sâlih ameldir. Sırat karanlıkdır. Işığı, yakîndir.) (Münebbihât)dan bizde olan nüshasında, kabr zulmetine ışık, Lâ ilâhe illallah, yazılıdır. Lâkin Ebû Bekr “radıyallahü teâlâ anh” hazretlerinin menâkıb-ı şerîflerinde zikr olundu ki, Ebû Bekr “radıyallahü teâlâ anh” Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah sözlerini birbirinden ayrı dememişdir. Son menâkıbda mufassal beyân olunmuşdur. Bu âdet-i şerîfleri bozulmasın diye, burada da berâber yazıldı. En doğrusunu Allahü teâlâ bilir.

Ömer “radıyallahü teâlâ anh” hazretlerinden mervîdir. Merfû olarak, Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” buyurdu ki, (Eğer böyle olmasa idi, ya’nî Allahü âlem, bu şehâdete magrûr olup, ibâdete ve tâ’ate tenbellik edip, gevşek davranmasalardı, beş kimseye şehâdet ederdim ki, muhakkak onlar Cennet ehlindendir. Birisi, ıyâl [çoluk-çocuk] sâhibi olan kimse. Birisi, zevci ondan râzı olan hanım. O hanım ki, mehrini ve çeyizini zevcine hediyye eder. Birisi o kimse ki, vâlideyni [anne-babası] ondan râzı olur. Birisi o kimse ki, günâhdan tevbe eder.)

Osmân “radıyallahü teâlâ anh” hazretlerinden mervîdir, buyurdu ki, (Beş nesne müttekîler alâmetlerindendir. Dînini ıslâh eden kimseler ile oturmak. Fercinin ve lisânının üzerine gâlib olmak. Kendisine dünyâdan erişen çok şeyi vebâl görmek. Âhıretden az bir şey erişirse, onu kendisine ganîmet bilmek. Harâm olur korkusu ile halâlden mi’desini çok doldurmamak. Başkalarını kurtulmuş, kendisini helâk olmuş bilmek.)

Alî “radıyallahü teâlâ anh” hazretlerinden mervîdir, buyurdu ki, (Beş haslet olmasaydı, insanların hepsi sâlih olurlar idi. Câhilliğe kanâ’at etmek. Dünyâya hâris olmak. Malın fazlasına cimrilik. Reyde, fikrde ucb, kendini beğenmek.)

Altı maddeli kıymetli sözler:
Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretleri buyurdular ki: (Altı şey, altı vatanda [mahalde, hâlde] garîbdir. Mescidler, içinde nemâz kılmıyan kavm arasından garîbdir. Okumıyanlar arasında Kur’ân-ı kerîm garîbdir. Kur’ân-ı kerîm, fısk işleyenler yanında garîbdir. Kötü huylu, zâlim kocanın elindeki sâliha kadın garîbdir. Kendini dinlemiyen kavmin arasındaki âlim garîbdir. Kötü huylu kadının elindeki sâlih zevc garîbdir. Allahü teâlâ onlara kıyâmet gününde elbette rahmet nazarı ile bakmaz.)

Ebû Bekr “radıyallahü teâlâ anh” hazretleri buyurdu ki: (İblîs, önünde durur. Nefs, sağında durur. Hevâ solunda durur. Dünyâ arkanda durur. Etrâfında a’zâlar durur. Cebbâr [mekânlı olmıyan] seni devâmlı görür. İblîs, seni dînini terk etmekden yana da’vet eder. Nefs, seni ma’siyyetden yana da’vet eder. Hevâ, şehvetlerden yana da’vet eder. Dünyâ, kendini âhırete tercîhden yana da’vet eder. A’zâlar [uzvlar], günâh işlemekden yana da’vet eder. Cebbâr, seni Cennet ve magfiretden yana da’vet eder. Her kim ki, iblîse icâbet ederse, dîni gider. Her kim ki, nefse icâbet etdi, rûhu necât bulmaz. Her kim ki, hevâya icâbet ederse, akl ondan gider. Her kim ki, dünyâya icâbet ederse, âhıreti gider. Her kim ki, a’zâlara [uzvlara] icâbet ederse, Cennet elinden gider. Her kim ki, Allahü teâlâ ve tekaddes hazretlerine icâbet ederse, bütün fenâ ve zararlı şeyler ondan gider. Bütün hayrlara nâil olur.)

Ömer “radıyallahü teâlâ anh” buyurdu ki, (Muhakkak Allahü teâlâ hazretleri altı nesneyi altı nesnede gizledi. Rızâ-ı şerîfini tâ’atda gizledi. Gadabını ma’siyyetde gizledi. İsm-i a’zamını Kur’ân-ı kerîmde gizledi. Evliyâsını insanlar arasında gizledi. Ölümü, ömr içinde gizledi. Kadr gecesini Ramezân-ı şerîf içinde gizledi. Salât-ı vustâyı beş vakt içinde gizledi.)

Osmân “radıyallahü teâlâ anh” buyurdu ki, (Muhakkak ki, mü’min altı nev’ korkudadır. Birisi, Allahü Sübhânehü ve teâlâ hazretleri cânibinden [tarafından] korkudadır ki, onun rûhunu ânîden alır, diye. İkincisi, hafaza melekleri cihetinden korkudadır ki, onun üzerine yazdıkları nesne sebebi ile, kıyâmet gününde rüsvay olur. Üçüncü, şeytân cânibinden korkudadır ki, onun amelini bâtıl eder. Dördüncü, melek-ül-mevt hazretleri cânibinden korkudadır ki, gafletde iken rûhunu alır. Beşinci, dünyâ cânibinden korkudadır ki, dünyâya magrûr olup, dünyâ onu âhıretden meşgûl eder. Altıncı, ehl-i ıyâl cânibinden korkudadır ki, onlar ile meşgûl olup, onlar onu Allahü teâlânın zikrinden meşgûl ederler.)

Alî “radıyallahü teâlâ anh” hazretleri buyurdular ki: (Altı hasleti bulunduran kimseler, Cennete çağrılan yolların hiçbirini terk etmez. Nâra [Cehenneme] götürecek yolların hiçbirine varmaz. Allahü Sübhânehü ve teâlâ hazretlerini bilip, ona tâ’at etmek. Şeytânı bilip, ona ısyân etmek. Bâtılı bilip, ondan sakınmak. Hakkı bilip, ona ittibâ’ etmek. Âhıreti bilip, onu taleb etmek. Dünyâyı bilip, onu terk etmek.

Yedi maddeli kıymetli sözler: Ebû Hüreyre “radıyallahü teâlâ anh” rivâyet etmişdir. Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretleri buyurdular ki: (Allahü Sübhânehü ve teâlâ hazretleri, yedi kimseyi, Arş-ı azîmin gölgesinde o günde gölgelendirir. O gün Arş-ı azîmin gölgesinden başka gölgelenecek yer olmaz. Yalnız Arş-ı azîmin gölgesi olur. Bunlar:

1– Âdil devlet başkanı,

2– Allahü teâlâya tâ’atde bulunarak yetişen genç,

3– Allahü Sübhânehü ve teâlâ hazretlerini tenhâlarda zikr edip ve gözlerinden Allahü teâlânın korkusundan yaş akıtan kimse,

4– Kalbi mescide bağlı olan kimse,

5– Sağ elinin verdiği sadakayı, sol elinin bilmediği kimse,

6– Birbirini Allahü teâlâ için seven iki kimse,

7– Bir cemâl sâhibi kadın [güzel kadın] kendisini da’vet etdiği zemân, ondan kaçıp, Âlemlerin Rabbi olan Allahü teâlâdan korkarım diyen kimse.)

Ebû Bekr “radıyallahü teâlâ anh” buyurdu ki, (Bahillerin [cimrilerin] malı, yedi belâdan birinde olur [birine uğrar]. Mîrâs yiyen bir vârisi, malını isrâf eder, onu Allahü teâlâ hazretlerinin tâ’atinden başka yerde harcar. Veyâ Allahü teâlâ ve tekaddes hazretleri o bahilin [cimrinin] üzerine bir eziyyet edici kimseyi [zâlimi] musallat eder. Onun malını, onun nefsini hor ve zelîl etdikden sonra alır. O bahili [cimriyi] bir şehvet harekete getirir ki, o şehvet ile uygunsuz işler yaparak malını ifsâd eder. Onda bir düşünce peydâ olur. İftihâr [öğünmek] için bir binâ yapar. Yâ bir fâidesiz harâbeyi ta’mîr eder. Malını onlara sarf eder. Yâ dünyâ âfetlerinden bir âfet peydâ olur. Suda gark olur, hırsız çalar veyâ ona dâimî bir dert erişir. Malını doktorlara yidirir. Yâ malını bir mekânda saklar. Sonra unutur.)

Ömer “radıyallahü teâlâ anh” hazretleri buyurdu ki, (Çok gülen kimsenin heybeti az olur. Çok şaka yapan istihfâf edilir [hakîr görülür]. Çok konuşan çok yanılır. Çok hatâ edenin hayâsı az olur. Hayâsı az olanın vera’ı az olur. Vera’ı az olanın kalbi ölü olur. Kalbi ölü olanı Allahü teâlâ Cehenneme dâhil eder.)

Osmân “radıyallahü teâlâ anh” buyurdu ki: (Allahü tebâreke ve teâlâ hazretleri [Kehf sûresi 82.ci âyet-i kerîmesinde meâlen], (Onun altında ikisine âid hazîne var idi.) buyurdu. O kenz altından bir levha idi. Onda yedi satır var idi. 1– Ben teaccüb ederim [şaşarım] o kimseye ki, muhakkak, bütün işler takdîr iledir. Hâlbuki o kimse kaçırdığı şeyler için üzülür. 2– Şaşarım o kimseye ki, ölümü bildiği hâlde güler. 3– Şaşarım o kimseye ki, Cehennemi bildiği hâlde günâh işler. 4– Şaşarım o kimseye ki, Cenneti bildiği hâlde istirâhat eder. 5– Şaşarım o kimseye ki, Allahü tebâreke ve teâlâ ve tekaddes hazretlerini bildiği hâlde, başkasını zikr eder. 6– Şaşarım o kimseye ki, dünyânın fânî olduğunu bildiği hâlde içindekilere rağbet eder. 7– Şaşarım o kimseye ki, Kıyâmetde hesâba çekileceğini bildiği hâlde mal biriktirir.)

Alî “radıyallahü teâlâ anh” hazretlerinden süâl olundu ki, (Gökden ağır olan nedir, yerden geniş olan nedir, denizden engin olan nedir, ateşden sıcak nedir, taşdan katı nedir, Zemherîrden soğuk nedir, zehrden acı olan nedir?) Alî “radıyallahü teâlâ anh” cevâb verdi ki, (Gökden ağır olan, temiz bir kimseye iftirâ etmekdir. Yerden geniş olan; Hak, doğru olan şeydir. Denizden engin olan, kanâ’at eden kalbdir. Ateşden sıcak olan, zulm eden sultândır. Taşdan katı olan, münâfıkın kalbidir. Zemherirden soğuk olan; levm eden, kınayan kimseye ihtiyâcını arz etmekdir. Zehrden acı olan, sabr etmekdir.)

Sekiz maddeli kıymetli sözler: Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretleri bir hadîs-i şerîflerinde buyurdular ki: (Sekiz şey, sekiz şeyden doymaz. Göz nazardan [bakmakdan]. Yer yağmurdan. Kadın erkekden. Âlim ilmden. Süâl soran sormakdan. Hâris, mal yığmakdan. Deryâ [deniz] sudan. Ateş odundan.)

Ebû Bekr “radıyallahü teâlâ anh” hazretleri buyurdu ki, (Sekiz şey, sekiz şeyin zînetidir: İffet, fakrin süsüdür. Şükr, zenginliğin süsüdür. Sabr, belânın süsüdür. Tevâdu’, hasebin [asâletin] süsüdür. Hilm, ilmin süsüdür. Çok ağlamak korkunun süsüdür. Başa kakmamak, ihsânın süsüdür. Huşû’ nemâzın süsüdür.)

Ömer “radıyallahü teâlâ anh” hazretleri buyurdu ki, (Bir kimse fuzûlî konuşmağı [fazla lüzûmsuz konuşmağı] terk etse, ona hikmet bağışlanır. Bir kimse fuzûlî bakmağı terk etse, ona huşû’ bağışlanır. Bir kimse fuzûlî yimeği terk etse, ona ibâdetin lezzetini duymak bağışlanır. Bir kimse gülmeği terk etse, ona heybet bağışlanır. Bir kimse mîzâhı [şakalaşmağı] terk etse, ona hüsn ve melâhat [güzellik ve tatlılık] verilir. Bir kimse dünyâ sevgisini terk etse, ona âhıret sevgisi verilir. Bir kimse, başkalarının aybı ile meşgûl olmağı terk etse, ona nefsinin ayblarını ıslâh etmek nasîb olur. Bir kimse Allahü tebâreke ve teâlâ hazretlerinin zât-i pâkinin keyfiyyetinden tecessüsü terk etse, ona nifâkdan berâat bağışlanır [ya’nî o nifâkdan korunur].)

Osmân “radıyallahü teâlâ anh” hazretleri buyurdu ki, (Âriflerin alâmeti sekizdir: Kalbi, korku ve ümîd iledir. Dili, hamd ve senâ iledir. Gözleri hayâ ve ağlama iledir. İrâdesi dünyâyı terk etmek ve Allahü teâlânın rızâsını kazanmakdır.)

Alî “radıyallahü teâlâ anh” hazretleri buyurdu ki, (Huşû’ olmıyan nemâzda hayr yokdur. Boş söz konuşulmanın terk edilmediği orucda hayr yokdur. Dikkat etmeden Kur’ân-ı kerîm okumakda hayr yokdur. Vera’ olmıyan ilmde hayr yokdur. Sehâ [cömerdlik] olmıyan malda [zenginlikde] hayr yokdur. Devâmlı olmıyan ni’metde hayr yokdur. İhlâs, ta’zîm ve tekrîm olmıyan düâda hayr yokdur.)

Dokuz maddeli kıymetli sözler: Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” bir hadîs-i şerîfde buyurdular ki, (Allahü teâlâ Mûsâ “aleyhissalâtü vesselâm” hazretlerine Tevrâtda vahy etdi. Muhakkak hatâların anası üçdür. Kibr, hırs ve hased. Onlardan altı hatâ dahâ doğdu. Temâmı dokuz oldu. O altı hatâ; Tokluk. Uyku. Râhatlık. Mal sevgisi. Övünme sevgisi. Reîs olma sevgisidir.)

Ebû Bekr “radıyallahü teâlâ anh” hazretleri buyurdu ki, (Âbidler üç sınıfdır. Her bir sınıfın alâmetleri vardır ki, o alâmetler ile bilinir. Bir sınıfı, Allahü teâlâ hazretlerine korku yolu ile ibâdet ederler. Bir sınıfı, ümîd yolu ile ibâdet ederler. Bir sınıfı, muhabbet yolu ile ibâdet ederler. Birinci sınıf için üç alâmet vardır: Sevdiği nesneyi bağışlar. Rabbinin râzı olmasına, nefsinin gadabını değişmez. Herhâlde Rabbinin emrini yapıp, nehyinden kaçar. İkinci sınıf için de üç alâmet vardır: Kendi nefsini hakîr, aşağı görür. Yapdığı ihsânı kıymetsiz bulur. Akranlarını [emsâllerini] üstün görür. Üçüncü sınıf için de üç alâmet vardır: Herhâlde insanlara önder olur. Bütün insanların cömerdi olur. Allahü teâlâya, halkın temâmının hakkında hüsn-i zannı olur.)

Ömer “radıyallahü teâlâ anh” hazretleri buyurdu ki, (İblîsin zürriyyetinde dokuz nefer vardır ki şunlardır: Zenbûr; sokaklar sâhibidir. Sokakda bayrağını diker. Vetin; musîbetler sâhibidir. Evân; sultân sâhibidir [onunla berâberdir]. Hefâf; şerâbın sâhibidir [onunla arkadaşdır]. Mürre; mizmârlar [çalgılar] sâhibidir. Lekûs, mecûsînin sâhibidir [onunla arkadaşdır]. Müsavvit; yalan haberler sâhibidir. Dâsim, hâneler, evler sâhibidir. Eğer bir şahs evine geldikde, Allahü teâlânın ism-i şerîfini zikr etmezse, o kişi ile hanımı arasında adâvet ve münâze’a vâki’ olur. Hattâ aralarında talâk ve hul’ ve darb [dövme] vâki’ olur. Velhân; abdestde, nemâzda ve diğer ibâdetlerde vesvese verir.)

Osmân “radıyallahü teâlâ anh” buyurdu ki, (Bir kimse beş vakt nemâzını vaktinde, devâmlı kılsa, Allahü teâlâ ona dokuz ikrâmda bulunur. Allahü teâlâ o kimseyi sever. Bedeni sıhhatli olur. Melekler onu korurlar. Onun evine bereket nâzil olur. Sâlihlerin sîmâsi, yüzünde zâhir olur. Allahü tebâreke ve teâlâ hazretleri, onun kalbini yumuşak kılar. Sıratdan şimşek gibi geçer. Allahü teâlâ hazretleri onu Cehennemden korur. (Onlar üzerine korku ve hüzn dahî olmaz) kelâmı ile medh edilenler ile berâber olur.)

Alî “radıyallahü teâlâ anh” hazretleri buyurdu ki, (Ağlamak üç şeydendir. Birisi, Allahü teâlâ korkusundan, ikincisi, gadabından, üçüncüsü kat’iyyet-i haşyetinden. Birinci ağlamak, günâhlara keffâretdir. İkinci ağlamak, ayblarının temizlenmesidir. Üçüncü ağlamak, vilâyet ve mahbûbun rızâsıdır. Günâhlarının temizlenmesinin semeresi, kurtuluşdur. Ayblardan temizlenmenin semeresi, Na’îmde olmakdır. Vilâyet ve mahbûbun rızâsının semeresi Allahü teâlâyı rü’yetdir.)

On maddeli kıymetli sözler: Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” bir hadîs-i şerîflerinde buyurdular ki, (Misvâk kullanmağa devâm ediniz! Zîrâ onda on haslet vardır. Ağzı temizler. Allahü teâlâ ondan râzı olur. Şeytânı gadaba getirir. Hafaza melekleri onu severler. Diş etlerini kuvvetlendirir. Balgamı keser. Ağız kokusunu güzelleşdirir. Safra harâretini söndürür. Göze cilâ verir. Ağız kokusunu keser.) Misvâkı kullanmak sünnetdir.

Ebû Bekr “radıyallahü teâlâ anh” hazretleri buyurdu ki: (Allahü teâlâ hazretleri on haslet ile kullarını âfâtdan koruyup, mukarreblerin derecesine çıkarır: 1– Kanâ’at eden kalb ile devâmlı sıdk. 2– Devâmlı şükr ile, kâmil sabr. 3– Hâzır zühd ile devâmlı fakîrlik. 4– Aç karın ile devâmlı zikr. 5– Fâsılasız korku ile devâmlı hüzn. 6– Mütevâzî beden ile devâmlı gayret. 7– Dâim rahm ile devâmlı rıfk. 8– Hayâ ile devâmlı muhabbet. 9– Devâmlı hilm ile fâideli ilm. 10– Sâbit akl ile dâimî îmân.)

Ömer “radıyallahü teâlâ anh” buyurdu ki: (On şey, on şeyden başkası ile düzgün olmaz, ıslâh edilemez: 1– İlm, vera’dan başkası ile ıslâh olmaz. 2– Amel ilmsiz olmaz. 3– Korkusuz kurtuluş olmaz. 4– Sultân, adâletden başka şey ile ıslâh olmaz. 5– Asâlet [şeref], edeb ile ıslâh olur. 6– Sevinç, emniyyet ile olur. 7– Zenginlik, cömerdlik ile ıslâh olur. 8– Üstünlük tevâdû’ ile olur. 9– Fakîrlik, kanâ’at ile ıslâh olur. 10– Tevfîk olmadan cihâd olmaz.)

Osmân “radıyallahü teâlâ anh” hazretleri buyurdu ki, (On şey, muhakkak kayb edilmişdir: 1– Süâl sorulmıyan âlim. 2– Amel edilmiyen ilm. 3– Kabûl edilmiyen doğru fikr. 4– Kullanılmıyan silâh. 5– Nemâz kılınmıyan mescid. 6– Okunmıyan Kur’ân-ı kerîm. 7– Fakîrlere verilmiyen mal. 8– Binilmiyen at. 9– Yalnız dünyâ için olan ilm. 10– Yol azığı hâzırlanılmadan geçen uzun ömür.)

Alî “radıyallahü teâlâ anh” hazretleri buyuruyor ki, (Mîrâsın hayrlısı ilmdir. Rızkın en iyisi edebdir. Azığın hayrlısı, takvâdır. Sermâyenin en kazanclısı ibâdetdir. En iyi rehber sâlih amellerdir. Arkadaşın iyisi güzel huydur. Hilm, en iyi yardımcıdır. Muhtâc olmamanın en iyisi kanâ’atdir. Yardımın hayrlısı tevfîkdir. Terbiye edicilerin en iyisi ölümdür.) Buraya kadar (Münebbihât)dan nakl olunmuşdur.

 

 
< Önceki   Sonraki >