Ana Sayfa arrow Sevgili Peygamberim arrow Anneye Geçen Nur ve Doğum
Anneye Geçen Nur ve Doğum PDF Yazdır E-posta

Bismillâh

 

Geçim sıkıntısı, son haddinde.

 

Araplar, yiyecek bulamıyor.

 

Kıtlık arttıkça artmakta..

Mübarek ve Muhteşem İşte; tam o sırada herkesin, açlıktan bir bir ölüp gideceği düşünülürken, bir mucize oldu; bir bolluk, bir zenginlik... Kumlardan nimet fışkırıyor gibi.

Kıtlığı, bolluğa çeviren bu mucizeye sebeb, Muhammedî nur’un anneye geçmesi. Muhammedî nûr’un anneler annesine geçmesi ile de kavruk çölde muazzam değişiklik ve bereket.

Ticaret canlı, piyasa hareketli. Abdullah da bir Kureyş kervanı ile taşraya alış verişe gidiyor. Ama Abdullah; on sekiz yaşındaki o güzelim delikanlı bunun son yolculuğu olduğunu; geri dönerek hanımı ile doğacak çocuğunu göremeyeceğini nereden bilebilirdi... Alınan alındı, satılan satıldı ve kervan dönüşe geçti. Medine’ye gelmişlerdi ki,o genç ve dinç Abdullah, birdenbire hastalandı... Kısa bir rahatsızlık ve dayılarının evinde bu dünyaya vedâ...

Melekler, hayrette...

– Yâ Rab! Resulün yetim kaldı!

 

Yüce Allâh, cevap verdi:

 

O’nun koruyucusu ve yardımcısı benim!...

 

......................................

 

Acı haber Mekke’ye tez ulaştı. Âmine ile baba Abdulmuttalib ve kardeşlerde üzüntü derin ve büyük. Ağabey Hâris, Medine’ye vardığında Abdullah, Dâr-ı Nabiga’da bir tümseğin altındadır.

 

Herşey fani ve boş...

 

Baki olan Allah; güzel olan, gelen sevgili...

 

...............................

 

Kederli Âmine, hamileliğinin altıncı ayında bir rüya görüyor. Rüya değil bir hal; bir hakikat. Bir adam, mübârek anneye nasihat vermekte:

 

– “Yâ Âmine! Tereddütsüz inan ki sen insanların en hayırlısına hamilesin. Doğduğunda ismini Ahmed veya Muhammed koy!”

 

Bu bir ilâhi müjde.

 

Âmine, rüyada kendisine söylenene sadık...

 

Zaman akıyor...

 

Nihayet vakit tamam.

 

Ayı ve günü ile eksiksiz ve kusursuz ân...

 

Hicretten elliüç sene evvel, Nuşirevân hükûmetinin kırkikinci yılı, fil vak’asından iki ay kadar sonraki Rebiulevvel ayının onikisi ve milâdi 571 tarihinin yirmi nisanı... Nisan ki mevsimlerin en güzel, baharın en gözde ayı. Nisan’ın 20’si; zamanın olgun bir çağı ve tabiatın renk ve koku çağlayanına dönüşmesi...

 

Sabaha karşı.

 

Güneş, henüz doğmamış; tan yeri ahenk ve ihtişamla ağarıyor...

 

Günlerden Pazartesi. Pazartesi, hayatlarında daima dönüm noktası... Doğumları, Hacerül Esved taşını yerine koymaları, Peygamberlik gelişi, Hicretleri, Medine’ye varışları, vefatları hep Pazartesi günleri...

 

Âni bir ses yankılanması. Annede korku. Korku ile beraber beyaz bir kuş ortaya çıkıyor ve şefkatli kanatları ile Hazret-i Âmine’nin sırtını sıvazlıyor. O dakika korkunun yerini kalb huzuru ve gönül rahatlığı alıyor. Ama susamamak mümkün değil; dili damağına yapışıyor; gaipden beyaz bir kab ile süt gibi ak bir şerbet uzatılıyor. Baldan daha tatlı bu soğuk şerbeti içtiği ân, susuzluğu diniyor ve kendisi ile birlikte evi bir nur kaplıyor. Nasibli mekâna gök delinmişçesine sağnak sağnak nûr yağmakta.

 

Allâh’ın Sevgilisi’nin doğumu ile dünyayı şereflendirdiği mübârek ve muhteşem ân.

 

Âmine’de hamilelik ve doğumdan dolayı ne bir ağrı, ne sızı var.

 

Meşhur Abdi Menaf kızları gibi hurma misali uzun boylu, narin yapılı, güneş yüzlü huriler odayı doldurmuş, genç anne ve biricik bebeğe hizmet veriyor.

 

Mübarek Peygamberimiz, doğar doğmaz başı secdede:

 

– Lâilâhe illallâh, innî Resulullah / Allah’dan başka ilâh yokdur ve ben O’nun resûlüyüm.

 

Alnı secdede ve şehâdet parmağı havada...

 

Ve dudaklarında bir cümle.

 

– Ümmetim, ümmetim!

 

Bebek, melekler tarafından sünnet edilmiş, göbeği kesilmiş ve tertemiz.

 

Bu esnada göklerden yere perde gibi upuzun bir kumaş sarkıyor.

 

...ve bir ses:

 

– O’nu insanlardan gizleyin!

 

Annenin etrafında melekler. Anne terliyor. Fakat cildinden ter değil, miskten rayihalar yükselmekte.

 

Ve bir sürü kuş. Zümrüt gagalı, yakut kanatlı bu kuşlar, bir yere konmadan havada duruyor ve; gümüş ibrikler taşıyorlar.

 

Âmine’nin gözünden perde kaldırılmış. Bir uçtan bir uca kâinat nurla dolu; tâ Busra köşkleri görünüyor.

 

Ve üç bayrak: Biri doğuda, bir batıda, biri Kâbe’nin üzerinde. Annelerin en azizi, görüyor bunları. Sonra nûrdan bir beyaz bulut, yavruyu alıp gözden kayboluyor.

 

Bulut giderken bir ses:

 

– O’nu doğudan batıya kadar gezdirin. Peygamberlerin doğduğu yerlere götürün ki bereket hâsıl olsun ve dualarını alsın. Atası İbrahim aleyhisselâm’a arz etmeyi unutmayın. Ayrıca denizlerde de dolaştırın. Bütün âlem ismi ve cismi ile kendisini tanısın!

 

Bir zaman sonra, Peygamber efendimizi kundaklı halde geri getirdiler. Elinde üç tane anahtar var:

 

Peygamberlik

 

Zafer ve

 

Şeref sembolü üç anahtar.

 

Az bir zaman geçmişti ki öncekilerden de büyük, yine bulut şeklinde bir nûr daha yere indi. Buluttan kuşların kanat çırpışı ve at kişnemeleri işitiliyor.

 

Nur, aziz bebeği alıp uzaklaşırken bir nida:

 

– Muhammed aleyhisselâm’a cin ve insanları takdim edin; ve O’nu peygamberlerin ahlâk denizinde yıkayın. Az bir zaman sonra onsekizbin âlemin sultanını, saf ve tatlı zülâl suyu damlayan bir ipeğe sarılı olarak geri getirdiler. Âdem aleyhisselâm’ın temizliği, Nuh aleyhisselâmın inceliği, İbrahim aleyhisselâm’ın dostluğu, İsmail aleyhisselâm’ın lisânı, Yusuf aleyhisselâm’ın güzelliği, Yakup aleyhisselâmın müjdesi, Eyyûb aleyhisselâmın sabrı, Yahya aleyhisselâm’ın zühdü, İsa aleyhisselâm’ın cömertliği O’na verilmişti.

...aradan üç gün geçmiştir. Bebek görünürlerde yok; bir kaç yardımcı hanımın dışında Amine'nin akrabalarından da kimse görünmüyor.

Anne merak ve endişe dolu...

O merak ve endişe ile çocuğunu düşünürken Rıdvan, Sevgili Paygamberimizi geri getirdi. Yüzü, ayın ondördü gibi parlak ve misk kokuyor. Melek:

-Bütün yeryüzünü O'na arzettim. Adem aleyhisselam'a götürdüğümde insanların babası, bebeği bağrına basarak "sana müjdeler olsun! Sen, senden önce ve sonra yaradılmışların efendisisin" dedi, diyerek olanları anlattı ve bir an kayolduktan sonra, tekrar görünüp bebekle konuştu:

-Ey dünya ve ahiretin en makbulü! Yolların en güzeli senin yolun! Ümmetin kıyamet günü seninle haşrolunacaktır! müjdesini verdi ve uzaklaşıp gitti...

Allahümme salli ala seyyidina Muhammed...

 
< Önceki   Sonraki >