Ana Sayfa arrow Şiirlerle Menkîbeler arrow Benden Yalan Duydunuz mu?
Benden Yalan Duydunuz mu? PDF Yazdır E-posta

Bir vahiy gelmişti ki hazreti Peygambere:

(Dâvet et insanları islâma âşikâre!)

 

O günden îtibâren, Allahın Sevgilisi,

Dîne, açık olarak dâvet etti herkesi.

 

Çıkıp safâ dağına, seslendi ki bu kere:

(Ey Kureyş insanları, toplanınız bir yere!)

 

İnsanlar toplanınca, seslendi ki: (Ey kavmim!

Yalan söylediğimi duydunuz mu hiç benim?)

 

Hep birden dediler ki: (Duymadık hiçbir zaman.

Sen emîn bir kişisin, berîsin her yalandan.)

 

Buyurdu: (Ey insanlar, hamd olsun Rabbimize.

Ki Peygamber eyleyip, gönderdi beni size.

 

O Allah ki, yerlerin göklerin sâhibidir.

O Allah ki, her şeyin mâlikidir ve birdir.

 

Rab yoktur Ondan başka, ibâdete müstehak.

Her canlıyı yaratan, öldüren O’dur ancak.)

 

Ebû Leheb, hiddetle bağırdı o Server’e:

(Bizi, bunun için mi topladın sen bu yere?)

 

Ve hemen cemâate döndürerek yüzünü,

Dedi: (Bu dîvânedir, dinlemeyin sözünü.)

 

Oraya toplananlar, duyunca bunu ondan,

Hiç îmân etmeksizin, ayrıldılar oradan.

 

Sonradan birer birer artınca müslümânlar,

Bir araya geldiler hemen inanmıyanlar.

 

Gelip Ebû Tâlib’e dediler: (Sen bilirsin.

Sen, sevip saydığımız kişilerden birisin.

 

Gözetiriz rızânı bizler her hâl-ü kârda.

Lâkin senin yeğenin, bak neyler bu arada?

 

Âbâ-ü ecdâdının dînini terk ederek,

Yeni din ihdâs etti “Peygamberim” diyerek.

 

Senin îkâzlarınla vazgeçmezse O eğer,

Biz hakkından geliriz düşünüp bir çâreler.

 

Aksi hâlde, Mekkede ya O olur, ya da biz.

Onun bu işlerine kalmadı tâkatimiz.)

 

Ebû Tâlip”, ısrârla koruyordu Resûl’ü.

Onun üzülmesine yoktu hiç tahammülü.

 

O üzülmesin diye, sakladı bunu Ondan.

Yatıştırıp gönderdi, kâfirleri yanından.

 

Lâkin bir müddet sonra, geldiler ona yine.

Dediler: (Bir şey söyle artık şu yeğenine.

 

Yoksa, çarpışacağız şu andan îtibaren.)

Ebû Tâlip üzülüp, Resûl’e geldi hemen.

 

Başını öne eğip, dedi: (Kuzum, dikkat et!

Kureyş, senin hakkında ediyorlar şikâyet.

 

Sana düşman oldular bu günden sonra artık.

Akrabâ arasında, kötü şeydir düşmanlık.)

 

Buyurdu ki: (Ey amcam, eğer ki o kimseler,

Sağ elime Güneşi, sola Ay’ı verseler.

 

Vazgeçmem, çalışırım elimden ne gelirse.

Hattâ canımı bile veririm gerekirse.)

 

Bu sözleri söyleyip, hızla kalktı yerinden.

Mübârek gözlerine yaş doldu kederinden.

 

Anladı Ebû Tâlip Resûl’ü üzdüğünü.

Pişmân olup, hemence geri aldı sözünü.

 

Dedi ki: (Sen devâm et, aslâ korkma kimseden.

Hep himâye ederim, hayâtta oldukça ben.)

 
< Önceki   Sonraki >