Ana Sayfa arrow Şiirlerle Menkîbeler arrow Yakın Akrabayı Davet
Yakın Akrabayı Davet PDF Yazdır E-posta

Resûlullah, bi’setin ilk “Üç yıl”ı içinde,

İnsanları islâma dâvet etti gizlice.

 

İnsanlar, yavaş yavaş îmân ediyorlardı.

Üç senede bu sayı, ancak “Otuz”a vardı.

 

İbâdet yaparlardı onlar da pek gizlice.

Ve ezberliyorlardı âyetleri indikçe.

 

Bir müddet sonra ise, nâzil oldu bir âyet.

Meâlen: (Akrabânı hak dîne eyle dâvet!)

 

O Server, îfâ için Rabbinin bu emrini,

Yakın akrabâsının dâvet etti hepsini.

 

Onlar, “Ebû Tâlib”in geldiğinde evine,

Bir kab” yemek, “bir tas” süt getirdi önlerine.

 

Besmele söyliyerek, yedi önce kendisi.

Ve (Buyurun!) deyince, başladı sonra hepsi.

 

Yemek "Bir kişilik"ti, onlar "Kırk kişi"ydi tam.

Hepsi yiyip doydular, eksilmedi hiç taam.

 

Görüp Resûlullahın işbu mu’cizesini,

Bir hayret ve şaşkınlık sardı o an hepsini.

 

İslâma dâvet için, Resûl aleyhisselâm,

Onlara, bâzı şeyler söyliyecekti ki tam,

 

Dâvetliler içinden, amcası “Ebû leheb”,

Kalkıp, Resûlullaha hakâretler etti hep.

 

Dedi: (Ey akrabâlar, şunu diyeyim ki ilk,

Biz, hiç bugünki gibi, büyük sihir görmedik.

 

Ey kardeşimin oğlu, hattâ ben, senin gibi,

Şer, kötülük getiren görmedim başka biri.)

 

Resûlullah, bu sözden mahzûn oldu begâyet.

Zîra en yakınından görüyordu hakâret.

 

Buyurdu: (Bugün bana, bütün Arabistânın,

Yapamıyacakları kötülüğü sen yaptın.)

 

Hiç birisi müslümân olmadan dağıldılar.

Daha sonra onları, çağırdı eve tekrâr.

 

Yemek yendikten sonra, isteyip yine destûr,

Buyurdu: (Her türlü hamd, sırf “Allah”a mahsûstur.

 

Hak teâlâ”dan gayri, yoktur başka bir ilâh.

Eşi ortağı yoktur, yegâne, tektir “Allah”.

 

Yalan söylemiyorum, hakkı bildiriyorum.

"Siz de bu tek Allah'a îmân edin" diyorum.

 

Ben dahî o Allah’ın, size ve her insana,

Gönderdiği Resûl'üm, îmân edin siz bana.

 

Uyuduğunuz gibi, bir gün öleceksiniz.

Ve uyanır gibi de, hep dirileceksiniz.

 

Her yaptığınız işten, olacak bir bir hesâp.

Görürsünüz karşılık, ya "Mükâfât", ya "Azâb".

 

Orada iki yer var, ya “Cehennem”, ya “Cennet”.

Ya ebedî bir elem, ya da sonsuz bir ni’met.)

 

Amcası Ebû Tâlip, dedi ki: (Ey yeğenim!

Elimden geldiğince sana yardım ederim.

 

Bu nasîhatlerini dinleyip kabûllendik.

Ve bütün sözlerini, gönülden tasdîk ettik.

 

Emr olunduğun şeye, devam eyle her sâat.

Bu husûsta yardımcın, evvelâ benim bizzât.)

 

Diğer akrabâlar da, sırf “Ebû Leheb” hâriç,

Hep yumuşak konuşup, üzmediler Onu hiç.

 
< Önceki   Sonraki >