Ana Sayfa arrow Tam İlmihâl'den Nakiller arrow İlk Tebliğ Vazifesi
İlk Tebliğ Vazifesi PDF Yazdır E-posta

İlk vahiy geldiyse de Hira’da kendisine,

Daha sonra kesilip, hiç gelmedi üç sene.

 

Bu arada “İsrâfil” adındaki bir melek,

Bâzı şeyler öğretti Ona bâzan gelerek.

 

Üç sene hitâmında, bir gün Hira dağından,

İnerken ses işitti gökyüzü tarafından.

 

Yukarı baktığında “Cibrîl”i gördü yine.

Oturmuştu nûrânî bir kürsî üzerine.

 

Korkuya kapılarak, evine vâsıl oldu.

Ve (Beni bir şey ile örtün) diye buyurdu.

 

O zaman Hak teâlâ, “Müddessir” sûresinden,

Bir kaç âyet gönderip, buyurdu ki meâlen:

 

(Ey örtüye bürünen Peygamber, bu vahiyle,

Kalk da korkut kavmini Allahın azâbiyle.

 

Îmân etmezler ise, kendilerine de ki:

Azâba uğrarsınız bu yüzden elbette ki.)

 

Bu emir gelir gelmez Allahın Habîbine,

Başladı insanları islâma dâvetine. 

 

Cibrîl aleyhisselâm, vahiy getirdiği an,

Bir “İnsan” sûretinde gelirdi çoğu zaman.

 

Sahâbeden vardı ki “Dıhye” nâm güzel bir zât,

O zâtın sûretinde gelirdi hem de bizzât.

 

Bâzan ilkâ ederdi, görünmeden kalbine.

Bâzan da rüyâ ile söylerdi Ona yine.

 

Bâzan da, dehşet saçan uğultuyla gelirdi.

"Vahy"in en ağırı da, böyle gelenler idi.

 

Allahın Habîbinin, o vahiy geldiği an,

Terler dökülür idi, o mübârek alnından.

 

Vahy’in ağırlığından, deve yere çökerdi.

Gören sahâbîler de, bunu hissederlerdi.

 

İlk vahy’in gelmesiyle, teblîğ vazîfesine,

Başlayıp, bu teblîği sürdü “Yirmiüç sene”.

 

Peygamber Efendimiz, “Ümmî” idi esâsen.

Yâni ders görmemişti ömründe hiç kimseden.

 

Hiç kitâp okumamış, bir yazı yazmamıştı.

O, Mekkede doğmuş ve orada yaşamıştı.

 

Böyle olduğu hâlde, “Tevrât”ta ve “İncîl”de,

Hattâ Yunan ve Roma devirleri içinde,

 

Yazılmış kitaplarda bulunan bilgilerden,

Haber verdi hem dahî geçmiş hâdiselerden.

 

Rum, Îrân, Habeşistân hükümdârlarına da,

Mektûp yazıp gönderdi, dîni teblîğ bâbında.

 

Sâir sultânlara da, mektûplar göndermişti.

Huzûruna, altmıştan fazla elçi gelmişti.

 

Bu babda, Rabbimiz de, Kitâbında esâsen,

Şöyle buyurmaktadır bir âyette meâlen:

 

(Sen bu Kur’ânı kerîm gelmeden daha ilkin,

Bir kitâp okumamış, yazı yazmamış idin.

 

Okur yazar bir kimse olsa idin sen eğer,

Başkasından öğrendin derler idi kâfirler.)

 

Yine “Necm” sûresinde buyurur ki meâlen:

(O, hiçbir şey konuşmaz aslâ kendiliğinden.

 

Onun bütün sözleri, elbet vahiy iledir.

Ona, her yapacağı, vahiyle bildirilir.)

 
< Önceki   Sonraki >