Ana Sayfa arrow Şiirlerle Menkîbeler arrow Abdülmuttalip'in Vefâtı
Abdülmuttalip'in Vefâtı PDF Yazdır E-posta

Yaşı “Yüz on” olunca, artık Abdülmuttalip,

Vefât edeceğini tahmîn etti an karîb.

 

Lâkin o,  "Torunu"nu asıl dert ediyordu.

(Benden sonra, kim Ona hizmet eder?) diyordu.

 

Bir gün oğullarını, ölüm hastalığında,

Çağırıp, vasiyyetler etti Onun hakkında.

 

Dedi ki: (Oğullarım, yaşım kemâle erdi.

Dünyâdan âhirete göç etme vaktim geldi.

 

Şimdi diyeceklerim, size vasiyyetimdir.

Şu anda tek düşüncem, sâdece “Bu yetîm”dir.

 

Keşke daha olsaydı ömrümden birkaç sene,

Daha fazla hizmetler etseydim kendisine.

 

Lâkin ölüm zamanım yaklaştı zannederim.

Bu hasret ateşiyle, şimdi yanar ciğerim.

 

İsterim, birinize eyliyeyim emânet.

Bunun endîşesiyle râhatsızım be gâyet.

 

Kim iyi hizmet eder bu “İnci tânesi”ne?

Hanginiz kusûr etmez hizmette kendisine?)

 

O zaman “Ebû Leheb”, çöküp dizi üzeri,

Dedi ki: (Ey Arabın efendisi, reîsi!

 

Eğer bu “Emânet”i vermek için, birimiz,

Aklınızdan geçtiyse, ona teslim ediniz.

 

Yoksa ben, bu hizmetin uhdesinden gelirim.

Ona, cân-ü gönülden hizmet edebilirim.)

 

Abdülmuttalip dedi: (Doğrudur, hakîkaten,

Uhdesinden gelirsin bu hizmetin maddeten.

 

Zîra kâfî miktârda vardır malın, servetin,

Ve lâkin kalbin katı, noksandır merhametin.

 

"Yetîm"in kalbi ise, yaralı, yufkadır pek.

Senin kârın değildir Onu hoşnûd eylemek.)

 

Bu sefer “Hamza” kalktı, dedi ki: (Ey pederim!

Bana ver bu hizmeti, candan kabûl ederim.

 

Ona hizmet eylemek, ne büyük ni’met bize.

Lütfedip, bu hizmeti ihsân et bendenize.)

 

Dedi ki: (Bu hizmete, lâyıksın sen de, evet.

Lâkin Onun hakkına, edemezsin riâyet.

 

Zîra senin çocuğun mevcûd olmadığından,

Anlamazsın onların hâl ve arzûlarından.)

 

Bu sefer kalktı “Abbas”, dedi ki: (Babacığım!

Bana emânet eyle, Ona ben bakacağım.

 

Nasıl bakıyor isem kendi ehl-i beytime,

Daha çok titizlikle bakarım bu “Yetîm”e.)

 

Onu Abdülmuttalip dinleyip en nihâyet.

Dedi ki: (Bu hizmete lâyıksın sen de, evet.

 

Fakat çoluk çocuğun fazladır hayli senin.

Bu bakımdan hizmette kusûr edebilirsin.)

 

En sonra “Ebû Tâlip” arz eyledi bu sefer.

Dedi ki: (Babacığım, bu hizmeti bana ver.

 

Ona hizmet etmeyi, en fazla ben isterim.

Lâkin benden büyüktür diğer birâderlerim.

 

Onlar varken konuşmak, münâsib olmaz diye,

Sustum ve atılmadım onlardan ileriye.

 

Onlardan az ise de gerçi malım, servetim,

Lâkin daha fazladır onlardan sadâkatim.)

 
< Önceki   Sonraki >