Ana Sayfa arrow Şiirlerle Menkîbeler arrow Sekiz Aylıkken Konuştu
Sekiz Aylıkken Konuştu PDF Yazdır E-posta

O Server, süt annesi Halîme'den, her zaman,

Sol'dan değil, dâima emiyordu hep “Sağ”dan.

 

"Sol"u, süt kardeşine bırakırdı her sefer.

Hem orada, çabucak beslenmişti o Server.

 

İki aylık olunca, emekledi O hattâ.

Üç aylık olduğunda, durur oldu ayakta.

 

Dört aylık'ken yürüdü duvara tutunarak.

Beş aylık olduğunda, yürüdü tam olarak.

 

Altı aylık olunca, serî’an yürüyordu.

Yedi aylık iken de, her yere gider oldu.

 

Sekiz aylık olunca, başladı konuşmaya.

Kelime-i tevhîd”i zikreyledi ilk defâ.

 

Dokuz aylık olunca, konuştu net ve açık.

On aylık olunca da, ok atıyordu artık.

 

O andan i'tibâren, O, Allahın ismini,

Anmadan, hiçbir şeye sürmüyordu elini.

 

"Sağ eli"yle yemeye, ederdi fazla dikkat.

Sol eliyle, hiçbir şey yemez idi O fakat.

 

Vaktâ ki yürümeye başlayınca sonradan,

Oyuna katılmaz ve seyrederdi uzaktan.

 

Hem de buyururdu ki bu mevzûya temasla:

(Biz kullar, bunun için yaratılmadık aslâ.)

 

Güneş ışığı gibi bir "Nûr" da, Onu yine,

Kaplar ve dağılırdı mübârek bedenine.

 

Ayrıca “Ay” ile de mükâleme ederdi.

O işâret ettikçe, Ay hareket eylerdi.

 

Tâ ki “İki yaşına” girdiğinde o Hazret,

Gelişmiş, gösterişli bir çocuk oldu gâyet.

 

Başı üzre, devamlı “Beyaz bir bulut” vardı.

Güneşin sıcağından Ona gölge yapardı.

 

Halîme Hâtun”, Ona, kendi evlâtlarından,

Daha iyi bakar ve ayırmazdı yanından.

 

Bir gün öğlen üzeri, çok sıcakta o Server,

Çıkmıştı, süt kardeşi “Şeymâ” ile berâber.

 

Lâkin Halîme Hâtun Onu göremeyince,

Nereye gittiğini merak etti bir nice.

 

Hemen dışarı çıkıp, aradı göz nûrunu.

Süt kardeşi Şeymâ’nın yanında buldu Onu.

 

Ve Şeymâ’ya dedi ki: (Bu sıcakta ne için,

Çıktınız ki, râhatsız olur bak bu kardeşin.)

 

O dedi: (Anneciğim, bu kardeşime ama,

Bir bulut, başı üzre gölge yapar dâima.

 

Güneşin ışığından râhatsız olsak da biz,

Hiç râhatsız olmuyor fakat bu kardeşimiz.)

 

Halîme Hâtun der ki: (Bu sâhib-i seâdet,

Yaşını bitirince, sütten kestim nihâyet.

 

İâde etmek için, Mekkeye revân olduk.

Lâkin “Ondan ayrılmak nasıl olur?” diyorduk.

 

Sevgisi, kalbimize öyle çok girmişti ki,

Onu bırakıp gelmek, begâyet müşkil işti.

 

Bahâneler söyleyip “Hazreti Âmine”ye,

İzin aldım, az daha bizimle kalsın diye.

 

O Server sâyesinde, elimize velhâsıl,

Çok maddî ve mânevî ni’metler oldu hâsıl.

 
< Önceki   Sonraki >