Ana Sayfa arrow Şiirlerle Menkîbeler arrow Mışıl Mışıl Uyurdu
Mışıl Mışıl Uyurdu PDF Yazdır E-posta

Onlar vâsıl olunca Mekke’ye gecikerek,

Elde edemediler zenginlerden bir bebek.

 

Hiç istemiyorlardı boş dönmeyi de fakat.

Dediler: (Fakîr olsun, alalım bir tek evlât).

 

Halîme hâtun der ki: Gönül kırıklığıyle,

Dolaşırken bir çocuk bulmak ümîdi ile,

 

Gördüm bir kimseyi ki, nûr yüzlü ve ihtiyâr.

Ve baktım, üzerinde bir heybet, azamet var.

 

Derdi ki: (Emzirecek bir evlât alamıyan,

Bir hâtun kalmış mıdır acabâ aranızdan?)

 

Yanımda olanlara sordum ki: (Bu zât kimdir?)

Bana söylediler ki: (O, Adülmuttaliptir.

 

En ulu kişisidir Mekke ahâlîsinin.

Reîsidir hem dahî Kureyş kabîlesinin.)

 

Vardım ta’zim ederek, o ihtiyâr kişiye.

Sordu bana: (Sen kimsin ve adın nedir?) diye.

 

Dedim: (Benî Sa’dden ve Halîme’dir adım.

Mâlesef emzirecek bir evlât alamadım.)

 

Dedi ki: (Ey Halîme, bende var ki bir evlât,

İsmi “Muhammed” olup, babası yoktur fakat.

 

Bir bir teklîf eyledim Onu senden gayriye.

Almadı hiçbirisi "Yetim" bir bebek diye.

 

Eğer kabûl edersen bu çocuğu sen fakat,

Bulursun Onun ile, çok büyük bir menfaat.)

 

O zaman çok sevinip, şükreyledim hâlime.

Dedim ki: (Danışayım bir gidip helâlime.)

 

Zevcim dahî dedi ki: (Çabuk git, hiç durmadan.

Kabûl et o çocuğu, başka biri almadan.)

 

Yanımda, kardeşimin oğlu vardı, dedi ki:

(Hiç acele etmeyin, yetîmi kim alır ki?

 

Hep zengin çocukları aldı ve gitti çoğu.

Siz ise alırsınız, bir babasız çocuğu.)

 

Lâkin ben aldırmadım onun bu boş lâfına.

Hemen şöyle düşündüm o sözün hilâfına:

 

(Babası yok ise de, işte var ya dedesi.

İnşallah doğru çıkar, o rüyâ netîcesi.)

 

Koşup vardım yanına, yollarda seğirterek.

Dedim ki: (Kabûl ettim, nerededir o bebek?)

 

Mesrûr olup dedi ki: (Ey Halîme, ne iyi.

Demek ki kabûl ettin oğlumu emzirmeyi.)

 

(Evet, memnûniyetle) deyince kendisine,

Sevinçten vardı hemen, bir şükür secdesine.

 

Ve (Yâ Rab, Halîme’yle, evlâdım Muhammed’i,

Bereketli kıl!) diye, bize duâ eyledi.

 

İletti sonra beni, annesinin yanına.

İsmimi söyliyerek, tanıttı beni ona.

 

İlk defâ gördüğümde ben “Âmine Hâtun”u,

Ay gibi, etrâfına nûr saçar buldum onu.

 

Dedi: (Ehlen ve sehlen, nasılsın ey Halîme?)

Dedim: (Elhamdülillah, hamdolsun bu hâlime.)

 

Sonra da (Gel!) diyerek, gösterdi bir odayı.

Gördüm nûrlar içinde “Hâtem-ül enbiyâ”yı.

 

Sevinç ve muhabbetle yanına vardığımda,

Mışıl mışıl uyurdu, sarılı kundağında.

 
< Önceki   Sonraki >