Ana Sayfa arrow Şiirlerle Menkîbeler arrow Halîme Hâtun
Halîme Hâtun PDF Yazdır E-posta

Âmine vâlidemiz”, bu nûrlu yavrusunu,

Dokuz gün, kendileri emzirdi bizzât Onu.

 

Sonra “Süveybe hâtun”, Server-i âleme ilk,

Yapmakla şereflendi birkaç gün süt annelik.

 

Bu hâtun, hizmetçisi idi Ebû Leheb’in.

Doğumun müjdesini, bu verdi ona ilkin.

 

Buna sevindiğinden o gece “Ebû Leheb”,

Mevlid gecelerinde, azâbı hafifler hep.

 

Zîra biri, bir gece, rüyâda gördü onu.

Ve sordu kendisinden, ne hâlde olduğunu.

 

Dedi: (Kabir azâbı çekiyorum, gâyet zor.

Lâkin yılda bir defâ, bu azâb hafifliyor.

 

Rebîül evvel ayı, tam onikinci gece,

Resûlullah doğunca, sevinmiştim bir nice.

 

Süveybe”, bu müjdeyi verince bana bizzât,

Sevincimden, hemence etmiştim onu âzât.

 

Ve ona demiştim ki: (Ey Süveybe, haydi git!

Süt annelik yapıver yeğenime bir vakit.)

 

İşte, bu anlattığım iki husûstan sebep,

Mevlid gecelerinde, azâbım hafifler hep.

 

Ve iki parmağımın arasından, serince,

"Su" çıkar, onu emip ferahlarım bir nice.)

 

O zamanlar, Mekke’de var idi ki bir âdet,

Bu beldede bir çocuk dünyâya gelse şâyet,

 

Beslemek gâyesiyle bu yeni bebekleri,

Hemen bir "Süt anne"ye verirlerdi ekseri.

 

Çok "Sıcak" olduğundan havası bu beldenin,

Zordu gelişmeleri burada bebeklerin.

 

Bu yüzden, temiz hava ve suyu tatlı olan,

Yaylalarda çocuklar beslenirdi bir zaman.

 

Civar köy hâtunları, her yıl âdet olarak,

Mekkeden, yeni doğan bebekleri alarak,

 

Büyütüp beslerlerdi yanlarında bir miktâr.

Bundan edinirlerdi çok maddî menfaatlar.

 

Hem o zaman Kureyş’te, "Kıtlık" vukû bulmuştu.

Anneler, çocukları emziremez olmuştu.

 

Hattâ ot ve ağaçlar, kurumuş idi hepten.

Çok müşkil durumdaydı insanlar bu sebepten.

 

Benî Sa’d” kabîlesi vardı ki o zamanlar,

Diğer kabîlelerden üstündü bu insanlar.

 

Şerefte, cömertlikte, mertlik ve tevâzûda,

Meşhurdu bu kabîle böyle bir çok mevzûda.

 

Kureyş kabîlesinin ileri gelenleri,

Öncelikle bunlara verirdi bebekleri.

 

Bu köyün insanları böyle ise de, fakat,

Kuraklık”, orada da olmuştu büyük âfat.

 

Bu kabîleden olan “Halîme hâtun” dahî,

Şöyle anlatmaktadır hâlini bizâtihî:

 

(Ben o sene, kırlarda gezerek "Ot" yiyordum.

Bunu bulduğum için, yine şükrediyordum.

 

Zîra bâzan ot bile bulmak zor oluyordu.

İşte ben, bu hâldeyken, bir de çocuğum oldu.

 

Bir yandan böyle “Açlık”, diğer yandan bu “Bebek”,

Dayanılmaz bir hâle varıyordu giderek.

 

Yine de boyun eğdim Rabbimin takdîrine.

Hiç şikâyet etmeyip, şükrederdim hep yine.)

 
< Önceki   Sonraki >