Ana Sayfa arrow Şiirlerle Menkîbeler arrow Kâ'be'nin Sâhibi Var
Kâ'be'nin Sâhibi Var PDF Yazdır E-posta

Ebrehe”, ordusuyla çıktı bir gün Yemen’den.

Maksadı, Beytullahı yıkmaktı gidip hemen.

 

Geldi koca orduyla Mekkenin sınırına,

Başladı Beytullaha "Hücûm" hazırlığına.

 

Önce, bir adamını gönderdi ileriye,

(Kureyş’in mallarını yağma edip gel!) diye.

 

O, Abdülmuttalib’in şahsî develerini,

Sürerek, Ebrehe’ye arz eyledi hepsini.

 

Lâkin Abdülmuttalip buna vâkıf olunca,

Üzülüp, Ebrehe’ye gidiverdi doğruca.

 

Uzun boylu, heybetli, güzel ve nûrâniydi.

Kavmin reîsi olup, i'tibâr sâhibiydi.

 

Çadırdan içeriye girince birden bire,

"Ebrehe" onu görüp, tahtından indi yere.

 

Kalbinden geçirdi ki: “Bu melik şimdi benden,

Her ne talep ederse, yaparım onu hemen.

 

Hattâ “Kâ’beyi yıkma!” dese dahî o bana,

Yıkmam, geri dönerim bu zâtın hâtırına.”

 

Sonra dedi: (Ey melik, herhangi bir arzuhâl,

Üzere geldin ise, yapayım onu derhâl.)

 

Ona, Abdülmuttalip dedi ki: (Erleriniz,

Develerimi almış, lütfen geri veriniz!)

 

Ebrehe öğrenince Onun bu gâyesini,

Dedi: (Ulu bir kişi sanmıştım ben de seni.

 

Kâ’beyi yıkmak için gelmiştim halbuki ben.

Sen, “Büyük” bir meliksin bu yerde hakîkaten.

 

Sana yakışırdı ki, “Büyük şey” dileyesin.

Meselâ “Beytullahı sakın yıkma!” diyesin.

 

Lâkin sen istiyorsun üç beş tâne deveni.

Senin bu davranışın, hayrete soktu beni.)

 

O dedi: (Benim olan, bu ikiyüz devedir.

Bu yüzden, beni yalnız onlar ilgilendirir.

 

Beytullah'a gelince, karışmam ona zinhâr.

Zîra benim değildir, Kâ’benin sâhibi var.)

 

Ebrehe sinirlenip, dedi: (Kimmiş sâhibi?

Ben o evi yıkıp da, sürerim tarla gibi.)

 

Abdülmuttalip ise istihzâ eyliyerek,

Mekkeye döndü geri (Sen bilirsin) diyerek.

 

Mü’minleri toplayıp, yaklaştı Beytullaha.

Halkasına yapışıp, duâ etti Allaha:

 

(Ey yerlerin, göklerin tek sâhibi Allahım!

Herkes, kendi evini korur ve eder yardım.

 

Bu hâne de senindir ve lâkin bu ahmaklar,

Orduyla gelmişler ki, bu evini yıkalar.

 

Eğer izin verirsen, bileceğin iş elbet.

Muhâfaza edersen, senindir güç ve kuvvet.)

 

Böylece tazarrûda bulunup o mü’minler,

Sonra da toplu hâlde, dağlara çekildiler.

 

Ebrehe, “Mahmûde”yi koydu ordu önüne.

Sonra da ordusunu sürdü “Kâ’be yönü”ne.

 

Onun asıl ümîdi, “Mahmûde fili”ndeydi.

Zîra muvaffakıyyet, ona bağlı bir şeydi.

 

Lâkin umduğu gibi olmıyacaktı elbet.

Bekliyordu onları, çok korkunç bir âkıbet.

 
< Önceki   Sonraki >