Ana Sayfa arrow Şiirlerle Menkîbeler arrow Fil Vak'ası
Fil Vak'ası PDF Yazdır E-posta

Peygamber-i zîşânın doğumuna, iki ay,

Vardı ki, o günlerde vâki oldu bir olay.

 

Yemende bir hükümdar var idi ki bir zaman,

Adı “Ebrehe” olup, değil idi müslümân.

 

Bu hükümdar gördü ki, her senede bir kere,

İnsanlar, gürûh gürûh gidiyorlar bir yere.

 

O bunları görünce, eyledi hayli merak.

Bir gün adamlarını yanına çağırarak,

 

Sordu ki: (Bu insanlar, böyle yaya, süvârî,

Nereye gidiyorlar ve nedir gâyeleri?)

 

Dediler ki: (Bir hâne var ki Mekke şehrinde,

Ziyârete giderler onu Hac mevsiminde.

 

Zîra müslümânlarca çok kutsal ve mükerrem,

Ev olup, ziyâreti büyük ibâdettir hem.)

 

Sordu ki: (O hâneyi ne ile yapmışlardır?)

Dediler ki: (Esâsı, yalnız taş ve topraktır.

 

Lâkin Hak teâlânın indindeki kıymeti,

Çok olup, bunun için celb eder bu milleti.)

 

Ebrehe düşündü ki: “Onun mukâbilinde,

Bir bina yapayım ki ben de San’a şehrinde,

 

Olmasın o binanın dünyâda bir benzeri.

Herkes, ziyâret için tercîh etsin bu evi.”

 

Verdi bu vazîfeyi en meşhûr mîmârlara.

Harcadı bunun için, milyarla altın, para.

 

Bizans imparatoru olan kimseye dahî,

Arz edip, yardımını istedi bizâtihî.

 

Muhteşem “Bir kilise” yaptılar özenerek.

Altın yaldızlar ile süslediler onu pek.

 

Ve hemen dört bir yana verdiler ki bir haber:

Herkes, bu kiliseyi ziyârete geleler.

 

Lâkin gelen olmadı onun ziyâretine.

Herkes, eskisi gibi “Kâ’be”ye gitti yine.

 

Onun bu binasına etmediler i'tibâr.

Hakâret gözü ile ettiler ona nazar.

 

Bu durum, Ebrehe’nin çok bozdu moralini.

Halbuki tutar mıydı bu, "Ka’be"nin yerini?

 

O günlerde biri de, bu binaya girerek,

Geceledi içerde bir yerde gizlenerek.

 

Hakâret maksadıyla, binanın her yerine,

Pisleyip, terk eyledi binayı hemen yine.

 

Bekçiler, sabahleyin vaziyeti gördüler.

Ve hemen Ebrehe’ye bunu haber verdiler.

 

Ebrehe bunu duyup, gadablandı bir nice.

Aklı başından gidip, sinirlendi iyice.

 

Dedi ki: (Ben de gidip, Kâ’beyi yıkacağım.

Öyle ki, taş üstünde taş bırakmıyacağım.

 

Bunun intikamını alacağım!) diyerek,

Topladı ordusunu fenâ hiddetlenerek.

 

Mahmûde” nâmı ile bir fil’i vardı onun.

Harplerde, en ilerde, o giderdi ordunun.

 

O bulunduğu zaman harplerin birisinde,

Ordu gâlip gelirdi bu filin sâyesinde.

 

“Üçyüzbin” askeriyle, “Dörtbin” de fil'i vardı,

Hele “Mahmûde fili”, medâr-ı iftihârdı.

 
< Önceki   Sonraki >