Ana Sayfa arrow Şiirlerle Menkîbeler arrow Nûr Âmine'ye Geçti
Nûr Âmine'ye Geçti PDF Yazdır E-posta

İsrâil oğulları, “Yetmiş kişi” hep birden,

Hazreti “Abdullah”a saldırdılar âniden.

 

“Vehb bin Abdi Menâf” da, birkaç arkadaşıyle,

Karşı koymak istedi akrabâlık aşkıyle.

 

Lâkin kalabalıktı İsrâil oğulları.

İyilikle durdurmak istediler onları.

 

Bu maksatla onlara yaklaşınca velhâsıl,

Gördüler ki gâibden “Bir ordu” oldu hâsıl.

 

Yağız atlara binmiş, kılıçlı çok kişiler,

Yıldırım gibi gelip, imdâda yetiştiler.

 

Üstlerine saldırıp, "Tekbîr" sedâlariyle,

Kılıçtan geçirdiler onları tamâmiyle.

 

Hazreti Abdullah'ın akrabâsından olan,

“Vehb ibni Abdi Menâf”, hayrette kaldı o an.

 

Abdullah’ın, gâibden nasıl korunduğunu,

Görüp, hanımına da anlattı gidip bunu.

 

Ve karar verdiler ki: (Kızımız Âmine’yi,

Bu yiğide verirsek, olur uygun ve iyi.)

 

Abdülmuttalip dahî düşünür idi ki hem:

“Âmine’yi, oğluma gidip talep eylesem.”

 

Duymuştu zîra Onun “Dîne bağlılığı”nı.

Hüsnü cemâli” ile, “İffet” ve “Hayâ”sını.

 

Bunları düşünerek bir gün Abdülmuttalip,

Âmine”yi, oğluna istedi hemen gidip.

 

Vehb cevâben dedi ki: (Ey amcaoğlu, zâten,

Bu bapta, biz de böyle düşünürdük esâsen.)

 

Anlatıp bir gün önce gördüğü hâdiseyi,

Dedi: (Dün karar verdik, kızı Ona vermeyi.

 

Annesi de bu gece, bir rüyâ görmüş ki hem:

Nûr” girmiş evimize, çok parlak ve muhteşem.

 

Ben de gördüm, dedemiz “İbrâhim Peygamber”i.

Bana buyurdular ki: (Kızınız âmine’yi,

 

Abdülmuttalip oğlu Abdullah’a vererek,

Kıydım nikâhlarını, yap sen de neyse gerek.)

 

Bu rüyânın tesiri altındayım bu gün hep.

Diyordum ki: “Ne zaman gelirler onlar acep?”)

 

Bunları dinleyince, hemen Abdülmuttalip,

Sevindi, hayret etti “Allahü ekber!” deyip.

 

Ve ondört yaşındaki “Âmine”yi, o sabah,

Onsekiz yaşındaki oğluna etti nikâh.

 

Vaktâ ki “Nûr-u şerîf” geçince annesine,

Kurt kuş müjde verdiler, bunu birbirlerine.

 

Ve yıkıldı o gece Kâ’bede bütün putlar.

Yağmur yağıp, son buldu uzun süren kıtlıklar.

 

Öyle mahsul verdi ki Mekke’ye Hak teâlâ,

Bolluk senesi” diye ad verdiler o yıla.

 

Resûlullah, dünyâya teşrîflerinden önce,

Vefât etti “Abdullah”, bir seferden dönünce.

 

Yirmibeş yaşındaydı, olunca vuslat-ı Hak.

İşitip, koca şehir üzüntüye oldu gark.

 

Melekler de üzülüp, dediler ki o anda:

(Ey Rabbimiz, Resûl’ün yetim kaldı dünyâda.)

 

Hak teâlâ buyurdu: (Ey benim meleklerim!

Onun koruyucusu ve yardımcısı benim.)

 
< Önceki   Sonraki >