Ana Sayfa arrow Şiirlerle Menkîbeler arrow Zemzem Kuyusu
Zemzem Kuyusu PDF Yazdır E-posta

Bir gün Abdülmuttalip, rüyâ gördü bir gece.

Bir kimse gelip onu, îkâz etti şöylece:

 

(Kalk ey Abdülmuttalip, kaz Zemzem kuyusunu!)

Aynı kişi, üç gece tekrâr etti hep bunu.

 

Dördüncü gece dahî söyleyince bunu hem,

Ona, Abdülmuttalip sordu ki: (Nedir Zemzem?)

 

Dedi: (O, bir sudur ki, bahşetti Hak teâlâ.

Dibine erişilmez, eksilmez suyu aslâ.

 

Dönyânın dört ucundan, hacılar gelse şâyet,

O, binlerce hacıya yine eder kifâyet.

 

Susuzları kandırır, aç olanı doyurur.

Hattâ hasta olanlar içseler, şifâ olur.)

 

Sordu Abdülmuttalip: (Nerdedir o su şu an?)

O kimse târif edip, gâib oldu ortadan.

 

Uykusundan uyanıp, o gün sabah olunca,

O yere gitti hemen, oğlu ile doğruca.

 

Târif edilen yeri kazmaya başladılar.

Biraz sonra, kuyunun ağzı oldu âşikâr.

 

Kureyşliler onları ediyorlardı tâkip.

O zaman dediler ki: (Bak ey Abdülmuttalip!

 

Babamız İsmâil’in kuyusu bu Vallahi.

Ortak eylemelisin bu işe bizi dahî.)

 

Lâkin Abdülmuttalip, derhâl karşı çıkarak,

Dedi ki: (Bunu bana bahşetti cenâbı Hak.)

 

O zaman Kureyşliler, Onu tehdît ettiler.

(Sen başa çıkamazsın bizim ile) dediler.

 

(Tek oğlundan başkaca, bir kimsen yoktur senin.

Bize karşı çıkmaya, kâfi gelmez kuvvetin.)

 

O an Abdülmuttalip, içi çok burkularak,

Şöyle duâ eyledi Rabbine yalvararak:

 

(Yâ Rab, bana on oğul edersen eğer ihsân,

Onların birisini, ederim sana kurbân.)

 

Ve sonra düşündü ki: “Yalnızım oğlum ile.

Anlaşmaya gideyim ben bu Kureyşlilerle.”

 

Kazmayı bırakarak, dedi: (Ey Kureyş halkı!

Hakeme gidelim ki, bu işte kimdir haklı?)

 

Onlar dahî bu hakem fikrinde anlaştılar.

Şam’da bir kâhin vardı, hemen yola çıktılar.

 

Kervan sıcak çöllerde giderken yolda fakat,

"Susuzluk"tan kimsede kalmadı güç ve tâkat.

 

Öyle bunaldılar ki susuzluktan cümlesi,

Artık "Bir damla su"ya, can atar oldu hepsi.

 

Lâkin çöl ortasında, imkânsızdı su bulmak.

Hayâtttan ümîdini kesmiş idi cümle halk.

 

Lâkin Abdülmuttalip, etrâfta su ararken,

Devesinin ayağı bir taşa değdi birden.

 

Taş yerinden oynayıp, “Su” çıktı birden bire.

Yolcular çok sevinip, koşuştular o yere.

 

Kana kana su içip, buldular yeni hayât.

Ona karşı, çok mahcûb oldular hepsi fakat.

 

 

Dediler: (Bizim sana, sözümüz yoktur artık.

Elbette o kuyuyu, senin kazman muvâfık.

 

Bu husûsta, hepimiz sana hak veriyoruz.

Kâhine gitmeye de lüzûm yok, dönüyoruz.)

 

O gün Abdülmuttalip, o "Nûr"un hürmetine,

Erdi Zemzem suyunu çıkarma şerefine.

 
< Önceki   Sonraki >