Ana Sayfa arrow Şiirlerle Menkîbeler arrow Hazreti Abdülmuttalip
Hazreti Abdülmuttalip PDF Yazdır E-posta

Peygamber Efendimiz, “Kureyş” kabîlesinden,

Ve “Hâşimoğulları” kolundandır esâsen.

 

Babası “Abdullah”tır, onun babası “Şeybe”.

Bu, “Abdülmuttalip”tir, böyleydi ismi önce.

 

Şeybe’nin babasının ismi de “Hâşim” idi.

Çok asîl, pek şerefli, sevilen bir kişiydi.

 

Alnındaki “Nûr” ile eylemişti temâyüz.

O vefât ettiğinde, çocuktu Şeybe henüz.

 

Arkadaşları ile, bu Şeybe, Medîne’de,

Ok tâlimi yapardı evlerinin önünde.

 

Onları seyir için gelen bâzı büyükler,

Şeybe’nin alnındaki “Nûr”u görüverdiler.

 

Dediler ki: (Bu çocuk, ne de çok mübârektir.

Şerefli bir kimsenin oğlu olsa gerektir.)

 

Çünkü diğerlerinden değişikti her hâli.

Alnında parlıyordu o Nûr “Yıldız” misâli.

 

Ve ok atma sırası Şeybe’ye geldiğinde,

Herkes ona bakardı büyük merak içinde.

 

O, yayını gererek oku attı nihâyet.

Baktılar, ok hedefe eyledi tam isâbet.

 

Heyecanla dedi ki: (Ben Hâşim’in oğluyum.

Elbette hedefini bulur hep benim okum.)

 

Onun bu sözlerinden, insanlar bildiler ki:

Bu, Mekke’li Hâşim’in oğlu imiş meğer ki.

 

O sırada Hâşim de, Mekke’de etti vefât.

Bunun, “Muttalip” diye kardeşi vardı fakat.

 

Medîneden Mekkeye, bir kişi o günlerde,

Gitti ve Muttalip’le karşılaştı bir yerde.

 

Dedi ki: (Medîne’de, senin bir yeğenin var.

Çok zekî ve akıllı, hayrân ona insanlar.

 

Alnında, yıldız gibi parlıyor hem de bir Nûr.

Onun, sizden uzakta durması doğru mudur?)

 

Muttalip bunu duydu ve gitti Medîne’ye.

Yeğenini alarak, vâsıl oldu Mekkeye.

 

Yanındaki Şeybe’yi görünce Mekkeliler,

(Bu çocuk kimin?) diye, ona suâl ettiler.

 

Muttalip de, cevâben her böyle soranlara,

(Benim kölemdir) diye söylerdi hep onlara.

 

Şeybe’ye, (Benim kölem) dediği için ki hep,

Abdülmuttalip” dendi Şeybe’ye bundan sebep.

 

Misk kokusu duyardı herkes onun yanında.

Resûlullahın “Nûr”u parlıyordu alnında.

 

O Mekkeye gidince, onun ile berâber,

Geldi Mekke şehrine çok hayır, bereketler.

 

Her ne zaman Mekkede olsa idi kuraklık,

Halk, Abdülmuttalib’e geliyordu hep artık.

 

Bir duâ etsin diye, ona yalvarırlardı.

O bir duâ edince, hemen yağmur yağardı.

 

İnsanlar "Reîs" seçip, ettiler ona bî’at.

Onun emri altında buldular huzûr, râhat.

 

O zaman meliklerden kim vardıysa dünyâda,

Onun büyüklüğünü tasdîk etti onlar da.

 

Hazret-i İbrâhimin dînine tâbi idi.

"Allah"ı ma’bûd bilen, hâlis bir mü’min idi.

 

Hiçbir puta tapmadı bu sebeple hayâtta.

Ve yanlarına bile yaklaşmadı o hattâ.

 
< Önceki   Sonraki >