Ana Sayfa arrow Eshâb-ı Kirâm arrow Eshâb-ı kirâmın "aleyhimürrıdvân" üstünlüklerini bildiren âyet-i kerîmeler
Eshâb-ı kirâmın "aleyhimürrıdvân" üstünlüklerini bildiren âyet-i kerîmeler PDF Yazdır E-posta

Eshâb-ı kirâmın “aleyhimürrıImagedvân” üstünlüklerini bildiren âyet-i kerîmeler ve hadîs-i şerîfler pek çokdur.

Sûre-i Âl-i İmrân 110.cu âyet-i kerîmesinde meâlen, (Sizler, bütün insanlar içinde, en iyi bir ümmetsiniz, cemâ’atsiniz.) buyuruldu. Ya’nî Peygamberlerden sonra, bütün insanların en iyisisiniz!

Sûre-i Tevbe 103.cü âyet-i kerîmesinde meâlen, (Mekke-i mükerreme ehâlîsinden olup, Medîne-i münevvereye hicret eden Sahâbe-i kirâmdan ve iyilikde onların izinden gidenlerden, Allahü teâlâ râzıdır. Onlar da, Allahü teâlâdan râzıdırlar. Allahü teâlâ onlara Cennetler hâzırlamışdır.) buyuruldu.

Sûre-i Enfâl 64.cü âyet-i kerîmesinde, Allahü teâlâ, sevgili Peygamberine “sallallahü aleyhi ve sellem”, (Sana Allahü teâlâ yetişir ve sana tâbi’ olan mü’minler yetişir.) buyurdu. O zemân Sahâbe-i kirâm pek az idi. Fekat, Allahü teâlâ yanında dereceleri pek yüksek olduğundan, dîni yaymakda sana yetişirler buyuruldu.

Sûre-i Fethde 29.cu âyet-i kerîmede meâlen buyuruyor ki, (Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem” Allahü teâlânın Peygamberidir ve Onunla birlikde bulunanların [ya’nî Eshâb-ı kirâmın] hepsi, kâfirlere karşı şiddetlidirler. Fekat, birbirlerine karşı merhametli, yumuşakdırlar. Bunları çok zemân rükû’da ve secdede görürsünüz. Herkese dünyâda ve âhıretde her iyiliği, üstünlüğü, Allahü teâlâdan isterler. Rıdvânı, ya’nî Allahü teâlânın kendilerini beğenmesini de isterler. Çok secde etdikleri yüzlerinden belli olur. Onların hâlleri, şerefleri böylece Tevrâtda ve İncîlde bildirilmişdir. İncîlde de bildirildiği gibi, onlar, ekine benzer. İnce bir filiz yerden çıkıp kalınlaşdığı, yükseldiği gibi, az ve kuvvetsiz oldukları hâlde, az zemânda etrâfa yayıldılar. Her tarafı îmân nûru ile doldurdular. Herkes filizin hâlini görüp, az zemânda nasıl büyüdü diyerek, şaşırdıkları gibi, hâl ve şânları dünyâya yayılıp, görenler hayret etdi ve kâfirler kızdılar.) Bu âyet-i kerîme, yalnız indiği zemânda bulunan Eshâbın değil, sonra îmâna gelecek olanların da şânını bildirmekdedir. Bilindiği üzere Mu’âviye “radıyallahü anh” da, dîn-i islâmın yayılmasına çok hizmet eden bir sahâbîdir. Allahü teâlânın bu medh ve senâlarına, herbir sahâbî gibi, O da dâhildir.

 
< Önceki   Sonraki >