Ana Sayfa arrow Sevgili Peygamberim arrow Bizim Bedr'de de Bugün de Ölenlerimiz Şehid Oldular
Bizim Bedr'de de Bugün de Ölenlerimiz Şehid Oldular PDF Yazdır E-posta

Efendimiz, Uhud Dağına çıkmak istediler ama, ağrı ve sızıları sebebi ile bir müddet dinlenmek ihtiyacını duydular.

Sonra yavaş yavaş dağa doğru yürüdüler. Müslümanlar da çarpışa çarpışa dağa çekildiler.

Müşrik ordusu, müslümanların üstüne gelmek istedilerse de Hazreti Ömer, dağ eteğinde bir bölük gözünü budaktan sakınmaz islâm askeri ile sed teşkil ederek heybetle dizildiler.

Resulullah Efendimiz dua buyurdular:

-Ya Rabbi düşmana fırsat verme!

Ebu Süfyan, aşağıdan bağırdı:

-Muhammed hayatta mı?

Şanlı Peygamberimizin hayatta olup olmadığını anlamak istiyordu. Efendimiz, eshabına "cevap vermeyiniz!" buyurdular. Ebu Süfyan sorusuna cevap alamayınca bu defa Hazreti Ebu Bekr efendimizi sordu:

-Ebu Bekr hayatta mı?

Resulullah yine "cevap vermeyiniz" buyurdular.

Ebu Süfyan, bu defa Hazreti Ömer efendimizi sordu:

-Ömer ibnül Hattab hayatta mı?

Efendimiz, cevap verilmemesini buyurdular. Düşman ordusu başkumandanı sorularına cevap alamayınca neş'e ile askerlerine seslendi:

-Ey Kureyş! Gözünüz aydın! Muhammed, Ebu Bekr, Ömer ölmüşler. Eğer yaşasalardı cevap verirlerdi.

Hazreti Ömer yukarıdan gürledi:

-Ya Eba Süfyan! Boş yere sevinme! Elhamdülillah biz hepimiz hayattayız.

Ebu Süfyan, sinirlendi:

-Ne çıkar ki? Bedr'in intikamını aldık ya!

Hazreti Ömer, öfkeyle cevap verdi:

-Bizim Bedr'de de bugün de ölenlerimiz şehid oldular. Sizin o gün de, bugün de ölenleriniz Cehennemi boyladı.

Ebu Süfyan çıldırdı:

-Öyleyse seneye yine Bedr'de çarpışalım! Var mısınız?

Peygamberimiz "kabul edin" buyurdular.

Hazreti Ömer, aşağıya seslendi:

-Evet! Ey Allah düşmanı korkaklar! Seneye Bedr'de yine çarpışalım!

......

...düşman, dönüş hazırlığına başlarken Ebu Süfyan asker ve kumandanlarına karşı böbürlendi:

-Ey Kureyş!.. Hübel'e teşekkür ederiz! Harbe çıkmadan evvel O'na gitmiş ve bize zafer verip vermeyeceğine dair ok falı çekmiştim. O, "Zafer" dedi. Bugün Uhud'da zafere kavuştuk. Zaferinizi kutlarım!..

-Yaşşa Eba Süfyan! Yaşşa büyük kumandan! Zaferimiz kutlu olsun!..

...

Halid bin Velid:

-Hayır! dedi, bu bir zafer değildir!

Herkes şaşırdı. Ebu Süfyan'ın kaşları çatıldı:

-Zafer değil de hezimet mi ya Halid?

-Ya Eba Süfyan! Bir hatırla bakalım! Biz, Medine'nin üzerine hangi gaye ile geldik?

-Evet seni dinliyorum!

-Ya Eba Süfyan bizzat kendin dedin ki: "Muhammed'i öldürecek, müslümanları kılıçtan geçireceğiz! Bu seferin gayesi budur diye" İşte Muhammed hayatta! Müslümanlar bizden çok az olmalarına rağmen ölüleri de sanırım fazla değil! Üstelik biz de kayıplar verdik.

Ebu Süfyan'ın havası bozulmuştu. Tepeden bakan bir ifadeyle sordu:

-Yani?

Halid bin Velid cevap verdi:

-Bugün burada denk kuvvetler mücadele etmişlerdir. Hiç kimse galip değil. Hepsi bu!!!

Düşman "zafer mi, değil mi" münakaşasını yapa yapa Mekke yoluna koyuldu...ancak mü'minler şüphe içindeydiler: "Müşrikler, ya Medine'yi basarlarsa?" Sevgili Peygamberimiz, takipçi olarak Hazreti Ali'yi vazifelendirerek tenbih buyurdular:

-Şayet düşman, develere binip atları yedeğe almışlarsa Mekke'ye dönüyorlardır; atlara binip develeri yedeğe almışlarsa Medine'ye saldıracaklar demektir. Böyle ise hemen Medine'ye koşalım.

Hazreti Ali ve müfrezesi bir zaman sonra düşmanı takipten döndüler ve ferahlandırıcı haberi verdiler:

-Düşman savuşup gitti..

...gitmek zorundaydılar. Zira aslında hezimetin eşiğinden dönmüşlerdi ve bunun da farkındaydılar. Bu sebeple harbe devam edemediler.

......

Sevgili Peygamberimizle alakalı endişe verici haberler Medine'ye gelince mubarek kerimeleri Fatıma radıyallahü anha, bazı hanımlarla birlikte tezce vakitte Uhud'a geldiler. Onların Uhud'a vardıklarında harb henüz bitmişti. Dolayısıyla islâm ordusu, Uhud Dağı'nın eteklerindeydi.. Hazreti Fatıma, hemen canından çok sevdiği aziz babacığına koştu. Efendimiz yaralı ve üzgündü. Yüzündeki yaradan hâlâ kan sızıyordu. Bu hale şahid olan Fatıma validemiz, kendini tutamayarak hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Peygamberimiz, ciğerparesini koltuğunun altına alarak yatıştırıcı sözlerle teselli buyurdular.

Hazreti Ali kalkanı ile su getirdi; hanımı Fatıma, bununla sevgili babasının yüzündeki yarayı pansuman yapıp temizledi...ne var ki kan durmuyordu. Bunun üzerine Fatıma, bir temiz bez parçasını yakarak mikropları yokedilmiş külü yaraya bastırdı...kanama yavaş yavaş azalarak durdu...

...tarihimizdeki ilk hemşirelik hadisesi:

......

Evet; küffar, Sevgili Peygamberimizle mü'minlerin canına kast etme niyeti ile gelmiş ve fakat bu gayesine kavuşamadan kanlı ve zorlu bir çatışmadan sonra çekip gitme mecburiyetinde kalmıştı..

Mü'minler, yine Allah Resulünün imametinde öğle namazını eda ettiler. Şu var ki yara, ızdırap ve yorgunluklardan cân Efendimiz ayakta duramayacak haldeydiler. Bu sebeple Peygamberimiz ve tabiatiyle Eshab-ı kiram efendilerimiz namazı oturarak kıldılar...

...

 
< Önceki   Sonraki >