Ana Sayfa arrow Sevgili Peygamberim arrow Şehid Olan Diş
Şehid Olan Diş PDF Yazdır E-posta

Cebrail aleyhisselam Sevgili Peygamberimize gelerek kırılan dişi rica etti:

-Ya Resulallah şehid olan dişini bana verir misin? Onu yanımda taşıyarak Allah'ın gadabından emin olmak istiyorum.

Efendimiz buyurdular ki:

-Ya Cebrail! Kırık dişimi ahir zamanda gelecek olan kırık gönüllü ümmetim için saklıyacağım. Eğer "Allahü teâlâ, ümmetim emir dinlemeyip yere düşmene sebep oldular" buyurursa ben de "ya Rabbi kulların da dişimi şehid edip yere düşürdüler. Bun kullarını affeyledim; Sen de ümmetimi affeyle; Sen benden daha çok affedicisin" diye yalvaracağım.

......

Savaş; daha doğrusu küffarın saldırıları olanca şiddeti ile devam ediyor; mü'minler, canlarını dişlerine takmış ayakta kalmaya çalışıyorlar.. Ziyad bin Samid radıyallahü anh, Ensar'dan ondört genç ile Resulullah Efendimizin etrafında bir fedai mangası gibi, hayır, gibi değil; bir fedai mangasından da öte hayatlarını peşinen Peygamberlerine bağışlamış olarak seyrine doyulmaz bir yiğitlikle dövüşüyorlar. Ne çare ki düşman, at ve zırh üstünlüğüne sahipken bizimkiler yalın kılıçlı ve piyade...kendileri ölüyorlar ama; düşmanı da öldürüyorlar.

...ondört genç, hiç biri sırtından vurulmadan birer birer şehid oldu. Her biri, son nefesini verirken de ne kadar güzeldi; ne kahramandı. İşte son nefeste dedikleri:

-Ya Resulallah! Bu canın ne kıymeti var ki yoluna feda edilmesin? Allahaısmarladık. İnşâallah Cennette buluşuruz.

......

Hazreti Aişe radıyallahü anha, bazı sahabilerin cepheden geri gelmelerinden tedirgin olarak yola çıktılar...karşıdan Hind binti Abdullah bir deveyi çekerek geliyordu. Devenin üstünde kanlı elbiseleri ile üç şehid yan yana dizilmişti. Yaklaşınca Aişe sordular:

-Ya Hind! Resulullah'dan bir haber var mı?

-Resulullah iyiler ya Aişe!

-Peki bu şehidlerimiz kimler?

Hind radıyallahü anha, başörtüsünün kenarı ile göz yaşlarını silerken:

-Kocam Amr, oğlum Hellad ve kardeşim Abdullah, cevabını verdi.

Aişe validemiz, tebrik ettiler:

-Bir aileden üç şehid. Bundan büyük şeref mi olur? Tebrik ederim.

......

Ziyad bin Semid, destanlık bir dövüş ortaya koyuyordu. Pek çok kâfiri helak etti. Ama işte nihayet kendisi de öldürücü bir yara alarak kanlar içinde yere yıkıldı...küffar; akbabalar gibi saldırdılar.

Sevgili Peygamberimiz:

-Ziyad bin Samid'i her ne pahasına olursa olsun bana getirin, buyurdular.

...başını gövdesinden ayıracaklardı ki, sahabilerin şiddetli bir hücumu ile Ziyad radıyallahü anh, düşmanın elinden kurtarılarak Peygamberimize getirildi.

Efendimiz, son nefesini vermekte olan mücahidin mubarek başını kendi dizlerine koydular. Aziz sahabi o halde; Peygamber kucağında ve Peygamber şefkatinde ruhunu Rabbine teslim etti.. Vak'aya şahid olan sahabiler gözyaşlarını birbirlerine göstermemeye çalıştılar.

......

...düşman okçuları göz açtırmıyordu. Bilhassa Hayyan bin Arefe ve Malik bin Zübeyr, çok zarar veriyorlardı. Hayyan zalimi fırlattığı bir okla Ümmü Eymen radıyallahü anha validemizi yere devirerek mahcup bir hale düşürdü ve iğrenç kahkahalarla katıla katıla gülmeye başladı. Kâfirin küstahlığı Efendimiz'in canını çok sıktı. Hemen Sa'd bin Ebi Vakkas'a bir ok uzattılar. Sa'd radıyallahü anh, Peygamber oku ile küstahı tam boğazından vurarak leşini yere serdi... Efendimiz öyle neş'elendiler ki; yan dişleri görünecek kadar tebessüm; Ve Hazreti Sa'd'e dua ettiler.

-Allahü teâlâ bütün dualarını müstecap etsin ve oklarına isabet versin. Sen o hatunun hakkını aldın.

Hakikaten Sa'd bin Ebi Vakkas'ın okları bu duadan sonra hep isabet etmiş; ömrünün sonuna kadar da duaları daima kabul olmuştur.

......

Usta okçularımızdan biri de Ebu Talha radıyallahü anh..."ya Allah!" diyerek öldürücü bir oku yaydan bırakırken ardından da bir nara patlatıyordu. Elli okunu da önüne dökmüş naralarla hedefe tek tek savuruyordu..

Sevgili Peygamberimiz buyurdular ki:

-Ebu Talha'nın her narası kırk askerden tesirlidir.

Ebu Talha hazretlerinin okları bitince Peygamber aleyhisselam yerden çöpler alarak kendisine uzattılar. Okçu mücahidin düşmana doğru gönderdiği Peygamber eli değmiş çöpler, bir mucize olarak havada keskin bir ok olarak menzili vuruyordu.

......

Katade bin Numan'ın gözüne isabet eden bir düşman oku, onu yerinden çıkardı. Katade radıyallahü anh Peygamber Efendimize gelerek üzüntü ve kaygılarını dile getirdi:

-Ya Resulallah! Korkarım ki hanımım bu halimle beni artık çirkin bularak beğenmez..

Efendimiz, dışarı akmış gözü tekrar yerine koyarak sığadılar. Göz eskisinden ve diğer sağlam gözden daha güzel göründü ve daha güzel görür oldu.

......

Hayyan bin Arefe'den başka Malik bin Zübeyr de bir çok mü'minin ya şehid olmasına ve yaralanmasına sebep olmuştu. Bu yüzden mücahidlerin buna da hıncı vardı. Ellerine fırsat geçer geçmez haklanacakların ön sırasında yer alıyorlardı. Nitekim Malik bin Zübeyr, gizlendiği taşın arkasından kafasını uzatır uzatmaz Peygamberden dualı Sa'd bin Ebi Vakkas "ya Allah, Bismillah" diyerek eli kanlı katile öyle sür'atli bir ok fırlattı ki, Malik'in gözünden giren ok, kafasının öbür tarafından çıktı. Kâfir cansız yere serilmişti. Eh; okun hakkı da böyle verilir zahir.

......

Çarpışma devam etmekle birlikte, eski hızı kalmamıştı. İslâm ordusu, sırtını bir kere daha dağa verecekti. Efendimiz Uhud'a yöneldiler. Nasılsa bunu sezen Osman bin Abdullah ismindeki bir kâfir, altındaki cins at sebebi ile bir ânda âlemlerin Sultanına kadar sokulmayı başarmıştı. Bir müddet teke tek mücadele ettiler. Eshabdan Haris bin Şame yetişerek kâfirin uyluğuna sert bır kılıç çaldı. Attan aşağı yuvarlanan düşmanın üzerine atılan Hazreti Haris, kafasını gövdesinden ayırarak hainin cesaretini en layık şekilde cezalandırdı. Ve düşmanın zırh, kılıç ve tolgasını aldı. Manevi nimetlerden başka, o harbin en değerli ganimetine de kavuşmuştu. Peygamber Efendimiz buyurdular ki:

-Elhamdülillah ki Allahü teâlâ, Osman bin Abdullah'ı hor ve hakir etti.

......

Übeyy bin Halef, öteden beri Resulullah'a diş bileyenlerdendi. Bir gün karşılaştıklarında şöyle demişti:

-Ya Muhammed! Öyle bir at yetiştiriyorum ki onun üzerinde iken seni vurup öldüreceğim!

Efendimiz:

-İnşâallah atının üzerinde iken ben seni öldürürüm, dediler.

Übeyy Bedr'de esir oldu; bedelini verip kurtuldu. Şimdi ise yine kâfir saflarındaydı ve fırsatını bulmuş Sevgili Peygamberimize dört nala gelen atıyla saldırıyordu. Kâfir, bağırdı:

-Ya Muhammed ya sen ya ben!

Eshab karşısına dikilecek oldular.

Peygamberimiz:

-Siz çekiliniz!

Buyurdular ve kâfire bir mızrak fırlattılar. Übeyy bin Halef, öldürücü yarayı almıştı:

-Muhammed beni öldürdü!

Feryatları ile kaçarak kendi saflarına sığındı ve bu yara sebebiyle dönüş yolunda öküz gibi böğüre böğüre öldü.

......

Amr Sabit bin Rakş, mü'min değildi. Müslüman olan akrabaları imân etmesi için kendisine ne kadar dil dökmüşlerse de, hiç bir netice alamamışlardı. Hidayet elbette Allahü teâlâ'dan. Mü'minler, Uhud'da bir kere daha kendinden kat kat çok düşmana karşı varolma veya yokolma savaşı verirken, Amr'ın Medine'de kalbi yumuşadı...kendini ve olup bitenleri hesaba çekti. Bunun akabinde de Allah'a ve O'nun Resulüne iman etti. Ve hemen kılıcını kaparak cenk meydanına koştu. Bir kaç kâfir katletti. Ancak kendisi de öldürücü bir yara aldı. Yerde can çekişiyordu. O'nu bu halde gören mü'minler sordular:

-Ya Amr sen niçin geldin?

Amr'ın cevabı işitenleri şaşırttı:

-Şehid olmak niyetiyle!..

Dedi ve öldü. Vaziyeti Allah'ın Resulüne haber verdiler. Sevgili Peygamberimiz buyurdular ki:

-O, elbette Cennet ehlindendir!..

Üzerinden bir vakit bile namaz geçmemişti.

......

 
< Önceki   Sonraki >