Ana Sayfa arrow Sevgili Peygamberim arrow Uneyn Okçuları
Uneyn Okçuları PDF Yazdır E-posta

Harp, olanca şiddeti ile devam ederken Medine'den gelen bir kişi daha islâm saflarına dahil oldu: Kuzman.

Ne zaman bu adamın ismi geçse, Resulullah Efendimiz O'nun için, "Kuzman cehennemliktir" buyururlardı. İslâm ordusu, Uhud'a gidip de Kuzman Medine'de kalınca, kadınlar kendisini ayıplamaya başladılar:

-Ya Kuzman! Sen kadın mısın ki harpten geri kaldın. Herkes dövüşteyken ne işin var burada?

Bu ve benzeri sözler üzerine O da savaşa katılmış, Kureyş kâfirlerine karşı canını dişine takmış dövüşüyor ve karşısına çıkanın canını cehenneme yolluyordu.

...imân ordusunun müthiş hamleleri karşısında düşman, geriledikçe geriliyordu...kılıç, ok, mızrak, at kişnemeleri birbirine karışmıştı.

Bu savaşa eri Urbe ve oğulları Osman ve Abdullah ile birlikte gelen Nesibe binti Kâ'b da cephe gerisinde kırba ile mücahidlere tas tas su dağıtıyordu.

Ebu Cabir bin Amr radıyallahü anh hazretleri verdiğimiz ilk şehid olmuştu. Şaşırtıcı bir gayretle dövüşen ve yedi kâfiri katleden Kuzman da ağır yaralanmıştı. Katade bin Numan, yanına yaklaşacak kadar imkan bulunca:

-Cihadın mubarek olsun ya Kuzman, küffarla ne güzel dövüştün? İnşâallah şehid olursun, dedi.

Ama aldığı cevapla da hayretler içinde kaldı:

- Ne cihadı; ne şehidliği? Ben müslümanlara yardımı aklımdan bile geçirmedim!

-Peki Uhud'a niçin geldin öyleyse?

-Ben Kureyşlilerin Medine'ye girerek hurma bahçelerine zarar-ziyan vermemeleri için kavga ettim, dedi.

Ve bahtsız adam, az sonra yaşamaktan ümidini kesince, kılıcını karnına saplayıp intihar etti.

......

Mührikse bir Medine Musevisi idi. Elindeki kitaplarda ahir zaman nebisinin özelliklerini okumuş ve bunları Peygamber Efendimizde görmüştü...ama maalesef yahudi geleneği yüzünden islâmla şereflenemiyordu. İslâm ordusu Medine'den ayrılınca ırkdaşlarına dedi ki:

-Pekâlâ siz de biliyorsunuz ki, Muhammed son Peygamberdir. Putperestler, bir Peygamberi öldürmek niyetiyle gelirken, biz niçin O'na destek olmuyoruz?

Yahudiler, sudan bir bahane ileri sürdüler:

-Bugün cumartasi, dediler.

Muhrik:

-O'nun dini bütün dinleri yürürlükten kaldırmıştır. Bu sebeple artık cumartesinin bir kudsiyeti yoktur. Ben, tek başıma bile olsa yardımına gidiyorum.

Muhrik, islâm ordusuna gelerek Sevgili Peygamberimizin huzurunda islâmı seçti ve kelime-i şahadet getirdikten sonra:

-Ya Resulallah! dedi, şayet şehid olursam ne kadar malım mülküm varsa, onların hepsi islâm askerinindir; vasiyet olarak arz ediyorum.

Belki de cömertliğinden dolayı hidayete kavuşan Muhrik radıyallahü anh, arslanlar gibi dövüşe dövüşe şehid oldu.

Efendimiz:

-Muhrik, hayırlı insandır, buyurdular.

.....

Başta kadınlar olmak üzere, canını kurtaran kaçıyordu. Düşman tam bir bozgun halindeydi. Yediyüz kişi, üçbin kişiyi darmadağınık etmişti. Ancak bu arada erken başlayan birşey oldu: Yağma.

Kökü kazınmamış bazı münafıklar, harbin artık bittiği intibaını vermek ve hedef şaşırtarak düşmana nefes alma imkanı kazandırmak için kaçan düşmandan kalan çadır ve malları yağmaya başladılar.

...ve işte her şey de o zaman başladı.

......

Aşağıda iki ordu dişe diş çarpışırken; Halid bin Velid komutasındaki bir kâfir birliği, Uneyn Geçidini bekleyen okçulara hücuma niyetlendilerse de, Abdullah bin Cübeyr komutasındaki mücahidler, her defasında oklar atarak düşman süvarilerini geri püskürttüler...ancak, aşağıda islâm ordusu, düşmanı sayı ve donanım üstünlüğüne rağmen perişan edip kaçırttıktan sonra yağma başlayınca Uneyn'ni tutan okçular da bu yağmaya iştirak etmek istediler.

Abdullah bin Cübeyr:

-Arkadaşlar! Resulullahın emrini ne çabuk unuttunuz? Burayı O'nun emrine rağmen nasıl terkederiz?

Diye ısrar ederek onlara mani olmak istediyse de, bir kısım okçular bu fikirde değildi:

-Ya Abdullah! Sen de görüyorsun ki zafer bizde. Düşman kaçıyor; kardeşlerimiz onlardan kalan malları yağma ediyorlar.

-Evet sizin gibi ben de görüyorum ama, her ne olursa olsun burayı beklememiz için kat'i emir var.

-Fakat burada beklemenin artık bir mânâsı kalmadı ki!

-Hâşâ! Resulullah boş ve manasız tek kelime bile konuşmaz! Ben yalnız bile kalsam, buradan ayrılmayacağım!..

......

On kişi kadar arkadaşı hariç, diğer okçular aşağıya mal yağmalamak için koştular.

Vaziyeti saklandıkları yerden aynen takip eden Halid bin Velid komutasındaki Kureyş askerleri, geçitte kalan bir avuç kahraman mümine derhal saldırarak hepsini şehid ettiler. Ve sonra da savaş alanında yağma ile meşgul islâm askerini büyük nârâ ve gürültülerle arkadan çevirdiler. Bu beklemedikleri taarruz, mücahidlerde şaşkınlığa yolaçtı. Bir ânda ne olduğunu; neye uğradıklarını anlayamadılar. Arka arkaya şehidler veriyorlardı. Müslümanların kendi askerleri tarafından kuşatıldığını ve zor durumda olduklarını gören Kureyş ordusu da ters yüz ederek müslümanların üzerine gelmeye başladılar. Ortalık iyice karıştı. Mücahidler, hatta parolayı bile unutmuş birbirlerini öldürüyorlardı. Meselâ Huzeyfe'nin babası böyle öldü. Huzeyfe radıyallahü anh, her ne kadar:

-Ne yapıyorsunuz? Durun! Vurmayın! O müslüman, o babam dediyse de, o gürültüde sesini kimseye duyuramadı.

......

Manzara fevkalâde kötüydü.

Kâfirler, mü'minleri cepheden ve arkadan çevirerek çembere almış; ard arda şehid ediyorladı.

Tam bu sırada Ceyd bin Süraka suretinde görünen iblis, haykırdı:

-Eyyy insanlar! Bilin ki Muhammed öldürüldü!

Aynı şeyi tam üç kere arka arkaya bağırdı. Sesi işiten Efendimiz, nida ettiler:

-Ey eshabım! İblis sizi aldatmaya çalışıyor; sakın o'na kanmayın. Ben Allah'ın Resulü Muhammedim ve hayattayım. O, bana nihai zaferi vadetti.

......

 
< Önceki   Sonraki >